Web Sürümüne Geç

    Başkası nefesine kesmeden göbeğini kendin kes!

    Yine elin oğlundan medet ummaya, onlara el açmaya devam ediyoruz. Yani UEFA finansal fair play (FFP) mecburiyeti getirdiği için ancak onun izin verdiği kadarına gidebiliyoruz.

    Bütün bir yaz boyunca, Türk sporunun nabzı sadece transfere attı.
    Futbolun göbeğine çöreklenmiş, bir kurt gibi kemirmeye devam eden cambaz yöneticiler de bu sırada, istedikleri şerbeti taraftarın nabzına bolcana verdi.
    Messi ve Ronaldo dahil, dünyanın en iyi futbolcuları ile piyasayı açıp, kulüplerine getiriyor(muş) gibi yaparak medya eliyle taraftarı esir aldılar. Sonra da Avrupa'da takıma giremeyen ikinci sınıf isimlere ve hatta buralarda dikiş tutturamayıp Çin'in yolunu tutan garibanlara star(mış) gibi sarıldılar.
    Afrika'dan bile kötü futbol oynanan Asya kıtasındaki goller gösterilerek seyirci ve taraftarın hile ile gözü boyandı.
    İster istemez gazetelerin spor sayfaları, televizyonların spor programları da transferlerin dışında ne başka bir şey yazdı, ne de çizdi.
    Miş miş, muş muş Transfer sezonunun sonu yaklaşırken ise görüyoruz ki; meğerse yıldız diye 35'lik Pepe'nin dışında ülkemize gelen de yok(muş)!

    "Miş miş miş de, muş muş muş…"
    Onun da, emeklilik hayatını Amerika çok uzak olduğundan Türkiye'de yaşamaya karar verdiği çok açık… Evet, Pepe sayesinde birkaç hafta Beşiktaş'ın tribünlerinin dolacağı malum ama sonrası meçhul...
    Nihayet hazırlık maçları başladı ve gazetelerde dünya yıldızları olarak sunulan, şampiyonluk adayı takımlarımızın ahval ve şeraitini de görmeye başladık.

    4 büyüklerin borcu
    Takke düştü kel göründü; Avrupa'nın ikinci ve üçüncü lig takımları karşısında en iyi başarımız şu ana kadar beraberlik...
    Bakalım sonrasında neler olacak?
    Türkiye'de seyirciyi ve transferi domine eden dört büyüklerin borcu artık yönetilebilir olmaktan çıkmış durumda...
    Aymaz ve sorumsuz yöneticileri ancak kanun zoruyla hizaya getirebileceğimiz ayan beyan ortadayken, Türk futbolunu yönetenlerin bu konuda en ufak bir çabaları yok...
    Kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi mümkünken, yine elin oğlundan medet ummaya, onlara el açmaya devam ediyoruz. Yani UEFA finansal fair play (FFP) mecburiyeti getirdiği için ancak onun izin verdiği kadarına gidebiliyoruz.
    Zannetmeyin ki, UEFA kulüplerimizi çok sevdiği ve onların geleceğini düşündüğü için bu kriterleri getirdi. Her türlü kirli işlerin döndüğü büyük paraların kazanıldığı UEFA piyasası, kendi pazarını ve markasını korunma derdinde...

    ?Fenerbahçe'nin durumu
    Onun liginde oynayan bir kulübün batması demek; televizyonlardan, reklamlardan ve seyirciden gelecek milyonlarca doların buharlaşması demektir.
    Oysa UEFA'nın bu kirli çarkına girmeden, kendi kanunlarımızla bu bataklığı kurutup, hem futbolumuzu hem de gençlerimizi pekala koruyabiliriz.
    Milyonlarca euro ödeyip transfer ettiği iki futbolcuyu, UEFA'nın borçluluk kriterlerine uymadığı için Avrupa'da oynatamayacak olan Fenerbahçe'nin bu durumu, hangi kelime ile açıklanabilir veya Fenerbahçe yönetimine kimin ne demeye hakkı var?
    Türk futbolunun bu içler acısı halini özetlemek için tek başına bu yetmez mi sahi?

    EN SESSİZ HEYECAN EN SESSİZ OLİMPİYAT
    Spor medyası görmese ve duymasa da, ülkemizde spor adına güzel şeyler de oluyor. Çeşitli branşlarda uluslararası platformda yüzümüzü güldüren neticeler alıyoruz; salon sporlarında, atletizmde ve diğer pek çok branşta güzel haberler yağmur gibi yağıyor.
    Engelliler sporunda da en son tekerlekli sandalye basketbol takımımızın Avrupa şampiyonluğu ile gururlandık.
    Şimdi de, Samsun'da "sessiz sedasız" bir sportif fırtına kopuyor. Sağır ve dilsizlerin olimpiyatı; 23. İşitme Engelliler Yaz Olimpiyat Oyunları yani '2017 Deaflympics Games' ülkemizde başladı.
    Dünyanın 97 ülkesinden 3148 sporcu 21 branşta, başka bir boyutta mücadele ediyor.

    Çağdaş ülke seviyesi
    Bu organizasyonda elde edeceğimiz madalyaların önemi kadar ev sahipliğini yapmak da dünya sporundaki yerimiz açısından büyük önem taşıyor.
    Bir gün olimpiyat organizasyonu hayal eden Türkiye, bu güne kadar kadınlar ve erkeklerde Dünya Basketbol Şampiyonası, Yaz ve Kış Universiade Oyunları, Akdeniz Oyunları, EYOF Avrupa Gençlik Festivali gibi devasa çapta önemli organizasyonlar yaptı. Ancak engelli sporları adına birkaç turnuva dışında böylesine önemli bir organizasyona ilk defa ev sahipliği yapmaktayız.
    Her zaman tekrar ettiğimiz gibi bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, biraz da yaşlı ve engelli vatandaşlarına tanıdığı imkanlarla ölçülür. Engelliler konusunda sporumuz artık çağdaş ülkeler seviyesine gelmiştir. Bu konuda, hem sportif hem de organizasyonel anlamda dünyadan geri kalır yanımız yoktur.

    ?Dandirik transfer haberi
    Her ne kadar Paralimpik Komitesi Başkanı Yavuz Kocaömer geçen haftaki yazısında, İstanbul'da engellilerin kalmasına müsait otel olmadığı için Dünya Paralimpik Komitesi'nin kongresini İstanbul'a alamadığımızı yazsa da, bizde kervanı yolda düzme adeti her daim müsaittir ve terk edilmiş değildir.
    Dört yılda bir yapılan işitme engellilerin olimpiyatı 'Deaflympics Games', engelli sporlarımız için bir milat ve aynı zamanda organizasyon yeteneğimizi sınadığımız bir etkinlik olma misyonunu da taşıyor.
    Dandirik transfer haberlerinden kafamızı kaldırıp biraz da sessizliğin sesi olalım. Onların mücadelelerini izleyebilme keyfine varalım, o heyecana ortak olalım.
    Haydi Samsun! "Sesimiz spor" diyenlere kulak verme, yürek verme sırası şimdi sende...
    En sessiz olimpiyatın, en sessiz heyecanın sesi ol Samsun! Sesi ve eşi ol Türkiye'm!
    Sessizlerin sesi, duymayanların kulağı olmak için koş tribünlere!
    Medyanın kulağı duymasa da, sen bu sessiz çığlığı işit ki dünya da işitsin.
    BİZE ULAŞIN