Aklını doğru kullanan yöneticiler artmalı

Ülkemiz, Haziran ayında yapılacak bir erken seçime hazırlanıyor.
Kalan iki buçuk aylık bu süre zarfında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önünde ivedilikle çıkarılması gereken çok önemli yasalar var. Bu demektir ki; Meclis'in Kulüpler Yasası ile ilgilenecek zamanı yok; dolayısıyla Türk futbolunun ve de sporunun kurtuluşu olarak gördüğümüz Kulüpler Yasası başka bir bahara kaldı.
Uzun zamandan bu yana bizler Meclisi'in Kulüpler Yasası ile meşgul edilmesi gerekmediğini, bu yasada yer alan çok önemli maddelerin Türkiye Futbol Federasyonu'nun tüzükte, yönetmelik ve yönergelerde yapacağı değişikliklerle çok kolay bir şekilde halledilebileceğini iddia ediyoruz.
Fakat kulüplerden aldığı oylarla iş başına gelen federasyon, bir daha seçilebilmek uğruna yöneticileri zorlayacak, onların her istediğini yapmalarını engelleyecek düzenlemeleri yapmaktan imtina ediyor. Meclis'ten bu yasa çıkmış olsaydı siyaset karar vermiş olacaktı ve Federasyon'un hiç bir sorumluluğu olmayacaktı. Ama siyasetin gündemi çok yoğun olduğu için bu hayal bir türlü gerçekleşmedi.
Yıllardır temcit pilavı gibi tekrarlanması sebebiyle artık herkes biliyor ki; bu yasanın özü, sorumsuz yöneticilerin kulüpleri borç batağına sürükleyip batırdıktan sonra ellerini kollarını sallayarak çekip gitmelerini engellemeyi amaçlıyor.
Bazı kulüp yöneticileri, yasanın çıkmaması sebebiyle 'Dümen'lerini aynen devam ettirdikleri için ellerini ovuşturuyorlar.
Bazı iyi niyetli yöneticiler de Meclis'ten ve TFF'den sonuç çıkmadığını görünce kendi yasalarını oluşturma kararı verdiler.
İlk olarak Galatasaray Kulübü'nün bir önceki başkanı Dursun Özbek'in ağzından duymuştuk:
"Artık her yönetim yaptığı borçtan sorumlu olacak.
Bunu kulübün tüzüğüne koyacağız" demişti sayın Özbek…. Ancak başkanlıktaki ömrü vefa etmedi; bildiğimiz kadarıyla bu arzusunu gerçekleştiremedi.
Son olarak da Trabzonspor'un çiçeği burnunda başkanı Ahmet Ağaoğlu benzer bir açıklama yaparak, bir önceki yılın bütçesinden ancak yüzde 25 daha fazla borçlanmasına izin verileceğini açıkladı. Rakamlar tartışılabilir, güzel olan kulüp yönetimlerinin bu çizgiye gelmiş olmalarıdır. İyi niyetli yöneticiler artık biliyorlar ki, harcamanın bir sınırı yok.
Gönül verdiğiniz renklere, ancak bazı konularda kendinizi sınırlandırarak çok daha iyi hizmet verebilirsiniz çünkü…Unutmayalım ki; aklını ve vicdanını doğru kullanan yönetici profilinin çoğalması Türk sporunu düzeltecektir.

TESİS ZENGİNLİĞİNDE EKSİK TESİSLER
Çok değil bundan sadece 10 yıl kadar önce müsabakalar sonunda mikrofon uzatılan sporcularımız "Tesis mi vardı ki, hazırlanabilelim. Bu imkanlarla elde ettiğimiz bu sonuçlar bu yüzden çok iyi" derlerdi. Şimdilerde de kürsüye çıkılamamanın mazeretleri oluyor. Ama hiç bir sporcu, antrenör ya da yönetici artık tesis yetersizliği bahanesine sığınamaz.
Türkiye'nin dört bir tarafında, en küçük ilçelere, kasabalara kadar stadı, salonu olmayan yer yok. Yüzme havuzları, tenis kortları ve değişik sporların yapılabileceği tesisler doğudan batıya Türkiye'nin en ucra köşesine kadar her yerinde mevcut… Hemen hemen bütün şehirlerde stadyumlar yenilendi.
Bir kısmı inşaat halinde, bir kısmının ihalesi yapılmış ve bir kısmı da hazırlık aşmasında… Birçok stadyumumuz UEFA Şampiyonlar Ligi finaline ev sahipliği yapabilecek konfor ve standartlarda….
Bu bakış açısıyla tesisleşme konusunda her şey mükemmel… Böyle bir yapı ile bizim madalyaları koyacak yer bulamamamız gerekiyor aslında… Madalya eksikliğinin sebebini tartışmak ise ayrı bir yazı konusu… Bizim asıl bahsetmek istediğimiz; bunca tesis zenginliği içinde hiç olmayanlar… Şimdilerde Avrupa Futbol Şampiyonası adaylığına kilitlenmiş ve modern stadyumlarımızla övünmeye devam ederken, Türkiye'ye büyük prestijler kazandıracak ve çok daha az çaba ile ülkemize getirilebilecek öyle çok organizasyon var ki!..
Ancak bu organizasyonları alabilmek için de tesisler gerekiyor.
Örneğin; bir dünya yüzme şampiyonasının ülkemize kazandıracağı prestij hiç de küçümsenemez.
Ancak, böylesine bir organizasyonun yapılabilmesini sağlayacak bir tesisimiz, ne yazık ki yok henüz… Aynı şekilde ülkemizde halen bisiklet sporcularımıza hizmet verecek bir veledromumuz da yok, binicilik tesislerimiz, tenis kortlarımız, atıcılık tesislerimiz de… Yeni dönemdeki spor yöneticilerimizin ilk hedefi, eksik tesislerin ülkemize kazandırılması olmalıdır. Bu zenginlikte, bu eksiklikler yakışmıyor yeni Türkiye'ye…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN