Web Sürümüne Geç

    Futbol ve kaybolmuş sporlar mezarlığı

    Zeki Uzundurukan Zeki Uzundurukan
    10 Ağustos 2011 tarihinde İstanbul'da 'Global Şike Gerçekleri' adı altında bir konferans düzenlenmişti. Konferansa konuşmacı olarak katılan 'Futbol ve Organize Suçlar' kitabının yazarı Dr. Declan Hill, şike ile ilgili şunları söylemişti: "Türkiye'de şike ve yolsuzluğun bu kadar ön planda olmasına şaşıran var mı? Şike olayı 3000 yıldır, eski Yunan'daki spor müsabakalarından beri var.
    Asya'daki bahisler pazarı dünyadaki bahislerin toplamının yarısından daha fazlasını oluşturuyor. Ve bunun büyük kısmı illegal. Ve bu piyasa tam 450 milyon dolar değerinde. Çin'de en üst düzey yetkililer 1 kez değil, 2 kez tutuklandı. Türkiye'deki yolsuzluk, dünyanın geri kalanına göre 'hiçbir şey' anlamına geliyor.
    Dünya Kupası'ndan 15 yaş altı maçlara her yerde yolsuzluk var.
    Ne yapalım? Futboldan vaz mı geçeceğiz? Afrika'daki kızlar, futbol sayesinde yoksulluktan kurtuluyor.
    O nedenle bu oyundan vazgeçemeyiz.
    Türkiye'de futbol çok seviliyor.
    Türkiye Futbol Federasyonu, bu sevilen oyunun korunması için neden bir güvenlik ağı kurmuyor?
    Geçmişe baktığımız zaman; bir 'kaybolmuş sporlar mezarlığı' var.
    Bizden önceki nesil sporların kaybolmasını engellemek için olimpiyatları kurdu. Peki biz bizden sonra gelenlere, çocuklarımıza ne bırakacağız?" dedi.
    Dr. Declan Hill'in şike ile ilgili konuşmaları oldukça çarpıcı. Dünya futbolunda yaşanan şike olaylarının önüne geçemezsek, futbol da bir zaman sonra Declan Hill'in de altını çizdiği gibi "kaybolmuş sporlar mezarlığı"nda yerini alabilir? FIFA ve UEFA'nın şikeye bakış açısı 'sıfır tolerans'. 53 ülke futbol federasyonunun da şikeye bakış ilkesi
    bu olmalı...

    'KİM TÜRKİYE'DE ŞİKE YOK DİYORSA HAYAL ALEMİNDEDİR'
    Dr. Lale Orta'nın (İlk bayan FIFA hakemimiz) "Şike'nin Ayak İzleri" adlı akademik çalışması, "futbolumuzşike ve teşvik" üçgenine adeta ayna tutan bir derlemedir. Dr. Lale Orta, Türkiye Süper Ligi'nin başladığı 1959 yılından günümüze kadar uzanan süre içinde basında çıkan 'Şike ve teşvik' haberlerini derlemiş. Bakın, 1994 yılında basında nasıl bir haber çıkmış:
    Tarih: 30.04.1994 "Şikeye Devlet Yumruğu"
    Türk futbolunun yıllardır başını ağrıtan şike olayına Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Şükrü Erdem el koydu ve 1994-1995 sezonundan itibaren İtalya ve Fransa modelinin yürürlüğe gireceğini, kanaate dayanarak şike kararı verileceğini açıkladı. Erdem: "Kim 'Türkiye'de şike yapılmıyor, hatır şikesi, teşvik primi yok' diyorsa hayal âlemindedir. Yeniden oluşturulacak Şike Tahkim Kurulu, şike iddiası bulunan maçların hakem, gözlemci ve temsilci raporları ve video görüntülerini izleyip karar alacaklar" dedi.
    1994-95 sezonunda şike ile savaş konusunda o dönemin Bakanı Şükrü Erdem, bırakın delili, parayı, çantayı... 'kanaate göre' ceza vereceklerini
    açıklamış. Yorum sizin...

    'BiZiM HAYVANLARA BU CEZA AZ!'
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şike soruşturması kapsamında verilecek cezalarla ilgili olarak yine gündeme bomba gibi düşen açıklamalar yaptı. Başbakan Erdoğan, "Ceza davası ile Futbol Federasyonu'nun kararını birbirinden ayırmak lazım...
    Platini'ye İngiltere örneğini verdim.
    Orada holiganlar yüzünden Margaret Thatcher (İngiltere Başbakanı / 1979-1990) İngiliz takımlarının Avrupa'ya çıkışını 5 yıl yasakladı. Ne oldu kendi aralarında gayet güzel devam ettiler.
    Döndükleri sene de şampiyon oldular." Başbakanımızın Platini'ye verdiği bu örnek, UEFA'nın dolayısı ile Platini'nin ufkunu ve şikeye bakış açısını değiştirebilecek nitelikte...
    UEFA, 29 Mayıs 1985 tarihinde Brüksel'deki Heysel Stadı'nda oynanan Juventus-Liverpool Şampiyon Kulüpler Kupası final maçında büyük olaylar çıkmıştı.
    Liverpool'lu holiganlar, Juventus seyircisine saldırmış ve tribünlerdeki panik nedeniyle duvar çökmüş ve 38 İtalyan ve 1 Belçikalı taraftar hayatını kaybetmişti. Futbol tarihinde Heysel Faciası' olarak geçen bu dramatik olaydan sonra UEFA sadece Liverpool'a ceza verecekti.
    Ancak Başbakan Margaret Thatcher, "Bizim hayvanlara bu ceza az" diyerek tüm İngiliz kulüplerinin 5 yıl Avrupa'ya gitmesini yasaklamıştı. 1985-1990 yılları arasında hiçbir İngiliz takımı Avrupa kupalarına katılamamıştı.
    Ancak o dönemlerde Avrupa futbol piyasasında dönen paralar, günümüzdeki kadar yüksek değildi.
    Günümüzde Şampiyonlar Ligi'ne katılan bir takım en az 20 milyon euro'yu kasasına koyuyor.
    Avrupa Kupaları'na katılamamız Türk takımlarını en çok ekonomik yönden etkiler.
    Sezonu şampiyon bitiren takım, UEFA'dan ceza almamız durumunda önemli bir gelirden olacak. Uğrayacağı zararı Futbol Federasyonu mu karşılar, yoksa başka bir formül mü bulunur?
    Orası şimdilik belli değil. Ancak Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, şike konusunda UEFA'ya karşı olan dik duruşunu alkışlamak lazım...

    "ŞiKE YAPAN VAR ANCAK iSPAT EDEMiYORUZ"

    Yine Dr. Lale Orta'nın "Şike'nin Ayak İzleri" adlı akademik çalışmasından birkaç alıntıya daha yer verelim: (1985 yılı) Futbol Federasyonu Başkanı Kemal Ulusu, "Hakemler ve kulüpler içinde şike yapanlar var ancak bunları ispat edemiyoruz" dedi.
    13.02.1985: Başkan Ulusu, "Kulüplere ve hakemlere, aracıları ben yollayacağım.
    Sonra suçüstü yaptıracağım" dedi.

    "EVET MAÇI SATTIK"
    (07.04.1995): Evet, maçı sattık... Palandökenspor'a 35-0 mağlup olan Ağırbakımspor'un Başkanı Tan, futbolcularının şike yaptığını açıkladı.

    FENERBAHÇE, YENİ ALEX'İNİ UZAKTA ARAMASIN
    Beşiktaş'ta süper bir yıldız var: Manuel Fernandes... Sahada yaptıklarını izlemeye doyamıyor insan... Fenerbahçeli Alex'ten sonra Türkiye'deki en klas yabancı futbolcu... Hatta Alex'ten eksiği yok, fazlası bile var. Sürat, zeka, çalım, şut, fizik güç, oyunu okuma, golcülük... Hepsi 10 numara Ferdandes'te...
    Beşiktaş yönetimi, Fernandes'i iyi bir teklif gelirse satmayı planlıyor. 35 yaşındaki Alex'e alternatif arayan Fenerbahçe bu fırsatı kaçırmamalı... Melo için 15 milyon euro'ların konuşulduğu transfer piyasasında Manuel Fernandes de 20 milyon euro eder...
    F.Bahçe veya G.Saray, önümüzdeki sezon Fernandes'i transfer ederse şampiyonluğun en büyük adayı olur...

    GALATASARAY ŞAMPİYON OLURSA...
    Galatasaray, ligin en kaliteli ve en pahalı kadrosuna sahip takımı... Lig lideri olmaları da çok doğal... Eğer Galatasaray bu sezon şampiyon olursa, ki şampiyon olma ihtimali yüzde 90... Elindeki kadroya birkaç takviye daha yaparak gücüne güç katar ve önümüzdeki 4-5 sezona daha damgasını vurur. Fatih Terim'le de sözleşme uzattılar... Ekonomik bakımdan da çok iyi durumdalar... Başarılar ve şampiyonluklar geldikçe hem kadro hem de ekonomik yönden daha da güçlenecekler... Dolayısıyla Galatasaray için bu sezon milat. Bu sezon 'şampiyonluk' demek, gelecek yılların da şampiyonluğu demek...

    TRABZON-F.BAHÇE DERBİSİNİN KEYFİNİ ÇIKARIN
    Şikeymiş, teşvikmiş, şampiyonluk kupasıymış... Hepsini bir kenara bırakın bu iddiaları ve pazar günü Hüseyin Avni Aker'de oynanacak olan derbinin keyfini çıkarın...
    Futbol, sahadaki güzellikleri ile bizim tutkumuz... Hak eden, formasını ıslatan takım kazansın... Derbiyi yönetecek olan Fırat Aydınus'un da 'hakem şansı' yanında olsun. Çünkü bu sezon hakem hatalarından
    çok takımın canı yandı, çok takımın puanları uçtu gitti.
    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN