Web Sürümüne Geç

    İşaretler!

    Hakkı Yalçın Hakkı Yalçın
    Fenerbahçe'nin Başakşehir karşısındaki ihtişamı, sonuçtan ziyade verilen mücadelesindeydi.
    Mücadele yürekten olunca, galibiyet de kaçınılmaz oluyor.
    Fenerbahçe azgın dalgaları seven bir takım.
    Zor maçların altından kalkıyor, denizleri aşıyor da karıncaların su içtiği ırmaklarda boğuluyor.
    Alt kattaki takımlara karşı, oynamadan kazanma duygusunun tuzağına düşüyorlar belki.
    Savaşarak kazanmanın görkemini hissettikleri maçları kazanmanın aksine.
    Bu demektir ki, "zor kazandıklarını kolay kaybetmenin bedelidir!" Fenerbahçe'nin puan cetvelindeki yeri!

    ***

    Bu takımın en önemli ikilisi; Kjaer ve Skrtel. Onlar savunma sanatçıları ve gerçek emekçiler.
    Lens'e bakıyorum, topla giderken rakip savunma beyaz bayrak asıyor sanki.
    O yüzden onların verdikleri mücadelenin anlamını hissetmek için herkesin aynı role soyunması gerekiyor.
    Ve bazılarının da "soğuk nevale" tarzıyla, arkadaşlarının alın terinden utanması gerekiyor.
    Van Persie oyuna alınırken "belki" diye baktım ama oyuna girdikten sonra ayakta duramayacak halini görünce, "gamsızlık yine oyuna dahil" dedim.
    Düşünsenize, bizler yıllarca hayranlıkla izlediğimiz bir futbolcuyu şimdi eleştiriyoruz.
    Fenerbahçe formasının ayağa kaldıramadığı adamı, ayağa kaldıramayacağımızı bildiğimiz halde!
    Çünkü adı futbolundan büyük olan adamların küçülmesine gönlü razı olmuyor insanın.

    ***

    Takım içinde kötü işaretler de mevcut.
    Sahada hakem diye biri olmayabilir ama Fenerbahçe'de garip bir öfke kabarması var.
    Bunu körükleyen adam Ozan Tufan.
    Her pozisyonda hakeme horozlanırken tribüne oynuyor.
    Lens ve Josef'in gördüğü kartlar, Ozan'ın hakeme itiraz ederken takım arkadaşlığının kışkırtılmış halleridir.
    O kartlar kritik maçlarda cezaya dönüşürse vebalini kim ödeyecek?
    Üstelik hakemlerin cinayet işlemek için fırsat kolladığını bildikleri halde!

    ***

    Eyyamcı hakemler futbolumuzun en büyük sorunu. Hala utanmadan forma ayırıyor, futbolcu kayırıyorlar.
    Durmadan soruyoruz.
    Bir hakem adaletsizlikle sevişirken suçüstü yakalanırsa ne olur?
    Eve giren hırsızla emekleri çalan hakem arasındaki farkı anlatır mısınız?
    Bavuldan çıkan insan cesediyle, cepten çıkan haksız kartlar arasındaki yakınlığı aktarabilir misiniz?

    ***

    Cüneyt Çakır, yine başroldeydi, Galatasaray'ın kaybetme şartlarına eşlik etti.
    Şimdi Galatasaray yöneticileri Cüneyt Çakır'ı işaret ediyor.
    Bir yönetici "Hakem düdüğü bıraksın" diyor.
    Gerçekten adalet isteyenlerin, başkalarına yapılan haksızlıklarda da sesini yükseltmesi gerekiyor.
    Aynı Cüneyt Çakır Fenerbahçe'yi doğrarken Galatasaraylı yöneticiler ellerini ovuşturuyordu.
    O yüzden herkes gerçek bir hakem adaleti istesin, sırayla ganimet dağıtan hakemliği reddedip!
    Çünkü Cüneyt Çakır eyyamcılıkta rakip tanımazken birçoklarına da ilham veriyor, Cüneyt Çakır nezdinde bütün eyyamcı hakemlere bir soru.
    "Hakemlik futbolun anasıysa, adaletin ve emeğin emdiği sütü burnundan getirmenin adı nedir?" Cevap veremezler.
    Bizler de Cüneyt Çakır'a düdük yerine mikrofon uzatırız.
    "Sen şarkılarını söyle Cüneyt.
    Çünkü gerçek bir hakemin enstrümanı düdüğüdür!"