Web Sürümüne Geç

    Taraftarın kalbi

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Bir taraftardan başkan Aziz Yıldırım'a mektup: Bizi kendi içimizde bile kavgalı hale getirdin. Tutarsızsın, ilkesizsin. Bir gün hepimiz Fenerbahçe'den vazgeçmeden sen git

    TARAFTARIN KALBİ
    Fenerbahçe taraftarları da isyan noktasındalar. Aziz Yıldırım'ın, "gücümüzü onlardan alıyoruz" dediği, yandaşlarının ise "Taraftarın yönetime söz söylemeye, istifaya çağırmaya hakkı yok. Önce kongre üyesi olsunlar" diye eleştirdiği, tribün kahramanlarından her gün elektronik postalar geliyor. Birisini, diğerlerinden ayıracağım. Barış Ö. yazmış... Soyadını yazmıyorum. Çünkü mektubunu yayınlamak için izin istediğimde, "Benim kombinemi iptal ederler. Lütfen ismimi yazmayın" diye cevap gönderdi.
    Bu nasıl bir ruh hali, böyle bir sinme nasıl yaşanır anlayamıyorum. Ya da çok iyi biliyorum da, bilmemezlikten geliyorum. Tribünlere pankart astırtmayan, "gık" diyeni tespit eden, "istifa" diye bağırana saldırılar olan tribünlerden, farklı bir duygu nasıl çıkacaktı. Neyse... Aşağıdaki kelimeler bana ait değil.
    Ama hepsi benim de fikirlerimdir. Bu yüzden sizinle de paylaşmak istedim:

    "- Geldiğin gün 'Fenerbahçe herkesle kavgalı, bu böyle gitmez' dedin, bugün kendi içimizde bile kavgalı hale getirdin.

    - Kalacak dediklerin gitti, gelecek dediklerin kaçtı. İstikrar dedin, şampiyon olamayan her hocayı istisnasız kovdun. Kazanırken burnundan kıl aldırmadın, her kaybettiğinde hayal sattın. Hep sen kazandın, hep T.D.ler kaybetti. Hep sen haklıydın, hep başkası suçlu.

    - Biz siyasilerle sandıkta görüştük, sen özür diledin.

    - TFF başkanı gidecek dedin, gitmedi. Dönmeyecek dedin, döndü. Göz göre göre şampiyonluğumuz gitti, önünü alamadın, arkasından ahlar vahlar, toplantılar.

    - Güçlüyken nemrut, kime işin düşse en sevimli sen oldun. Taraftarı bir sildin, bir çağırdın, bir çizdin, bir bilet fiyatlarını indirdin. 100 yıllık Fenerbahçe Cumhuriyeti'ni muhalefet edenin kellesi kesilen korku diktatörlüğüne çevirdin.

    - F.Bahçe büyüklüğü, kupa büyüklüğü değil dedin, kupa için olmayacak adamları transfer ettin, yetmedi ikinci kaptanlığa kadar getirdin.

    - Bugün dahi insanların duygu patlamasını anlayamayacak kadar Fenerbahçeliler'den uzaklaştın, kendi Fenerbahçe'ni, Fenerbahçeli'ni yarattın. Mabedimi yıktın, Stadını yaptın. Pazar gecesi yanan senin stadındı. Al stadını, ver mabedimi.

    - Her şeye rağmen bugün de bizlere iyi bir ders verdin. Bundan sonra son maçta şampiyonluk kaçınca (ki kaçacak, gelenek oldu), evde hıçkıra hıçkıra ağlayan yavrularına babalar 'Ağlama yavrum, Deportivo da son dakikada kaybetmişti' diyecek, evlatlarını teselli edecek.

    - Ağladın, inandık. Güldün güldük. Biz ağlarken, sen yoktun. Artık sen ağlarken biz yokuz.

    - Her başarısızlıkta İslam Çupi'ye sarıldın. Çupi'yi bile anlamadın. Onun Fenerbahçesi'nde, kollar rakiplerin lavabosuna sokulurdu, seninkinde taraftarın cebine. Onunkinde Fenerbahçe'ye laf edecek adam değil bakan, kim olsa, ağzının payı verilirdi, seninkinde ufacık insanlar Fenerbahçe'yi ağzına pelesenk eder. İslam Çupi, formanın üstüne titrer, herkese yakıştırmazdı, senin Fenerbahçe'nde formana küfür eden de, her türlü ahlaksızlığa bulaşmış da o formayı giyer. Çupi'nin Fenerbahçe'sinin büyüklüğü, başarı uğruna her şeyi göze almış başarısız başkanların ilelebet görevde kalmalarının kılıfı değildi, onun büyüklüğü işte öyle bir büyüklüktü, adı konamazdı.

    - Karar ver artık başkan, Fenerbahçe büyüklüğü başka bir şey ise, adı konamıyorsa, yıllarca gösterdiğin tavırla, karşılık beklemeyen, kudretinden medet ummayan basit bir taraftarın gözüyle tutarsızsın, ilkesizsin, bırakmalısın.
    Madem çabuk karar zarar verir, yavaş düşün, iyi düşün. Bir gün hepimiz Fenerbahçe'den vazgeçmeden sen git!"

    * * *

    Kaç korkusuz çıkacak?
    Fenerbahçe, kulüp içi demokrasisine yeniden kavuşuyor. Cumartesi günü yapılacak mali kongre öncesinde, Aziz Yıldırım'a yapılacak eleştiriler konusunda sıkı bir hazırlık var. Kulübün içindeki borç batağı artık üyelerin "umuru" haline gelmiş durumda.
    Yeni tesisler için borçlanma yetkisi isteyecek olan Yıldırım ve arkadaşlarının samimiyeti tartışılıyor.
    Büyük bir grup, paranın tesisler yerine, transferler için harcanacağından endişeli.
    Her gün onlarca konuşma yapıyorum. Birbirinden habersiz, birbiriyle ilgisiz Fenerbahçeliler, aynı konuda fikir üretip, hesapların çeki- düzeni peşine düşmüşler. Metin Şen, antu. com'daki yazısında, gelirler ile borçlanma arasında büyüyen uçuruma dikkat çekerek, yılda ödenen 45 milyon liralık faizi sorguluyor.
    Hisseleri satarken 30 milyon dolar gelir elde edenler, şimdi bunun fazlasını her sene faiz olarak ödüyorlar. Sorguluyor artık kongre üyeleri.
    Ve cumartesi günü başkanın karşısına çıkmaya hazırlanıyorlar. Daha önce konuşsalardı, bugün bu duruma gelmeyecekti kulüp. O günlerde korktu, çekindiler. Bakalım cumartesi günü kaç "korkusuz" çıkacak kürsüye.

    * * *

    FENERBAHÇE'NİN RUHU!
    Şarkılarda adı geçen efsaneler, Fenerbahçe'nin ruhunu temsil ederler.
    Cihatlar, Lefterler, Ziyalar...
    Büyük futbolcuların, büyük liderlerin karakterleri ile şekillendirdiği bir hamur. Sonrasında da büyük kaptanlar geldi. Oğuz, Aykut, Rıdvan...
    Bazen Hooijdonk bu ruhu taşıdı, biraz da geldikten sonra Alex. Ama son dönemlerde en çok Tuncay, Ümit Özat ve Rüştü'ydü.
    Onlar da bıraktıktan sonra bu bayrağı taşıyacak iki kişi kaldı. Volkan Demirel ile Semih Şentürk. Çocuk yaşta girdikleri bu kapıda, maç kazanmayı, para kazanmanın önüne koyacak yapıya sahip olabilecek iki isim...
    Volkan ile geçen sene uzatma dakikalarında anlaştılar. Semih Şentürk'ün ise suratına bakmıyor, takımda oynattırmıyorlar.
    Fenerbahçe'nin ruhu, iki kelimenin eşiğinde halbuki. Adam yerine konmayı bekledi. Baktı ki bir imzanın neticesi olarak görülüyor; "Bu şartlarda yokum" dedi.
    Önce 20 milyon euro verdikleri Kezman'a, sonra da 30 milyon euro verdikleri Güiza'ya kurban ettiler Semih'i.
    Gidip gitmemesi çok önemli değil aslında.
    Yine parayı verirler, bir başkasını alırlar.
    Ama Fenerbahçe'nin ruhunu nasıl getirecekler, takımda tutacaklar, merak ediyorum.
    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN