Web Sürümüne Geç

    Raconu Merk mi kesecek?

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Ünlü eski hakem, ilk hafta yorumlarında 'etliye-sütlüye' dokunmadı. Tamam, söylediklerinde samimi ama hep kaçak güreşti. Bana öyle geliyor ki program Büyüka ile Denizli'ye kalacak gibi

    İlk hafta bitti. Tartışmalı pozisyonlar Lig TV ekranına geldi. Ünlü eski Alman hakem Markus Merk de yorumladı. Söyledikleri ile bizim ekranda gördüklerimizin yüzde yüz örtüştüğünü söylemem çok zor. Markus Merk, Sivas-G.Saray maçında Neill'in topu elleriyle kesmesine tek laf etmedi. Pozisyonun tehlikeli hareket olarak yorumlanabileceğinden bahsetti. Servet'in rakibini belinden tutarak düşürmesine hüküm getirmeden, Ceyhun'un düşmeye hazır olduğunu belirtmesi de enteresan. Üç gün boyunca söylediklerinden, genç hakemlerimiz veya biz futbol adamlarının "feyz" almasını gerektirecek tek kelime yok. Ne Şansal Büyüka, ne de Mustafa Denizli, Merk'in yorumlarının üstüne konuştu. Pozisyon detayları konusunda uyarıda da bulunmadılar. Eski Alman hakemin tek olumlu tarafı, söylediklerinde samimi olması. Dikkat edin, "doğru" demiyorum. Ne MHK ile problemleri olan eski bir başkan veya eski bir hakem, ne de birilerinden çivi çıkartmak için fırsat kollayan provokatör. Merk bu ligin raconunu kesemeyecek. Haftalar ilerledikçe, iş yine Mustafa hoca ile Büyüka'ya kalır gibi geliyor bana. İ

    * * *
    PASTA 'UMUT' YOK
    Trabzonspor, Ankaragücü'nü Teofilo'nun iki golü ile geçerken maçın kahramanı Umut oldu. Gerçekten de iki etkili bindirme ile Kolombiyalı'ya gol yollarını açtı, takımını da rahatlattı. Ama maçtan sonra Umut'un, geçen senenin "pas" tartışmalarına "Herkes pas vermekten kaçınmadığımı gördü" şeklindeki demecine takıldım. Çünkü ilk gol öncesinde Umut kaleciyle karşılaşıyor ve vuruyor. Dönen topu, şansı kalmayınca Teofilo'ya ortalıyor. (Bu vuruşun gol atmak için de yapıldığını söyleyen olabilir). Yani Umut'un ilk hedefi kendi golünü atmak, pas vermek değil. İkinci golde de aynı durum var. Kaleci Özden'i karşısında görünce vuruyor Umut. Kötü vurduğu için Özden'den seken top Teofilo'ya pas oluyor. Yani yine Umut pas vermiyor. Kendisinden gol beklenen bir oyuncunun, ilk olarak kaleyi düşünmesi normaldir. Ben "Umut neden pas vermedi de, vurdu" demem. Ama pas vermediği halde, ortaya çıkıp da veriyormuşgibi davranmak, bu pozisyonları seyredenleri cahil sanmaktır.

    * * *
    G.SARAY'IN ÇARESİZLİĞİ
    Kulübedekinin duruşu ile sahadaki takımın oyunu arasındaki paralelliği hep vurgularız. Kenardaki sakin ve kendine güvenliyse, sahadaki bu sinerjiyi alır. Tam tersine oradan oraya koşturup, bağırıp çağrıyorsa, sahadakilerin sakin kalma, rahat düşünme şansı yoktur. Rijkaard'ın Sivas'ta yenilen ilk golün öncesinde ve sonrasında faul kararına gösterdiği tepki, çaresizliğinin işareti. Artık kendi seçeneklerini tüketmiş, başkalarından medet umar hale gelmiş. Mazeret bulmaktan hiç vazgeçmiyor. Birisinde taç atmaya koşarak gelenleri eleştiriyor, birinde faul kararındaki yanlışlığı veya milli takımlardan yorgun dönen oyuncularını örnekliyor. Daha önce hiç yapmadığı şeyleri yapıyor. Hakemle veya rakibin antrenörüyle kavgayı göze alıyor, sorun yaratıyor. Kariyeri beklentilerimizi artırıyor. Oyuncu yorgunsa, dinlendirici antrenman yaptır. Vakit geçirmeyi bilmiyorsa öğret. Yertersiz görüyorsan özel çalıştır, CD'lerle geliştir. Ama yeter artık, bize mazeretlerle, kavgalarla görünme artık.

    * * *
    PAOK DEPLASMAN BİLE DEĞİL
    Fenerbahçe'yi bugün Selanik'te ateşli bir taraftar topluluğu bekleyecek. Takımın üstüne gelecekler, hakemi baskı altına alacaklar, stadı kırıp dökecekler. Doğrudur ama bu takım İnönü, Ali Sami Yen, Avni Aker'i gördü. Oralarda sakin kaldı, kazandı, evine geldi. Oralarda baskının maksimumunu hisseti, sertlik tavana vurdu, küfür gırla gitti. Üstelik anladıkları dilden konuşanlar vardı. Ama bunları aşmayı başardı. Deplasmanda Partizan karşısında da oynadı. "Böyle taraftar olmaz" dedirten görüntüler ve tezahüratla maçı bitirdi. Şimdi PAOK deplasmanı veya Yunan taraftarının ateşinden bahsedilip, "zor" deniliyor. Bu maç, bizdekilere bakarsanız, deplasman bile sayılmaz. Geçiniz...






    Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
    Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
    BİZE ULAŞIN