Web Sürümüne Geç

    Özerkliği yanlış anladık

    Malum; hafıza-i beşer nisyan ile malul… Çabuk unutuyoruz ama hatırlarsak yakın zamana kadar Türk spor teşkilat yönetimi, fazla otoriter ve her şeye müdahil olmakla eleştirildi.
    Eline kalemi alan spor yazarı, yorumcu, üniversite hocası Türkiye'deki spor yönetim şeklinin Kuzey Kore ve Küba'nın dışında dünyanın başka bir ülkesinde kalmadığını, Çin'in bu yönetim şeklini bıraktığı örneğini yazar, çizer, söylerdi.
    Geriye doğru baktığımızda, gerçekten de Türk spor federasyonlarımız, tamamen özerk olmasına yani 2000'li yılların başlarına kadar bu şekilde yönetiliyordu.
    Federasyon başkanları kırtasiye malzemesi- tek bir kalem olsa dahi- alabilmek için bile genel müdürün imzasını beklemek zorundaydılar.
    Elbette ki böyle bir yönetim şeklinden başarı umut etmek, Avrupa, dünya ve olimpiyat madalyaları beklemek hayalden öteye gidemiyordu.
    Nitekim olimpiyat madalya sayılarımıza bakınca ne demek istediğimiz kolayca anlaşılır.
    Basit bir karşılaştırma yapmak isteyen, internet üzerinden artık dünya üzerinde bugün var olmayan Yugoslavya ve Doğu Almanya'nın kazandığı toplam madalyalarla Türkiye'nin kazandıklarına bakarsa çok net görecektir.

    AYAR KAÇTI
    Neyse ki, artık o günlerimiz geride kaldı. Bugün, Türk spor yönetimini yapısal olarak inceleyecek olursak görürüz ki, sporumuz dünyanın en ileri ülkeleri ile aynı prensip ve mantık anlayışı ile teşkilatlanmıştır.
    Her ülkede bir Spor Bakanlığı vardır. Bakanlığın altında da, ülkesine göre adı değişmekle birlikte bizdeki gibi bir müsteşarlık veya genel müdürlük vardır. Ve bu üst yönetimin asıl görevi, sporun ana gövdesini oluşturan federasyonlar, kulüpler, vakıflar, dernekler ve sporcular arasında düzenleyici ve denetleyici olmaktır.
    1-Düzenler;
    Günün şartlarına göre gelişen ve değişen durumlarda gerekli kanun, yönetmelik ve yönergeleri çıkarır.
    Meydana gelebilecek kaos ve kargaşayı önler. Her türlü hizmetin, eşitlik ilkesi içerisinde düzenli bir şekilde yürümesini sağlar.
    2-Denetler;
    Modern dünyanın savaş alanları, gövde gösterisi yaptığı meydanlar olan şampiyonalarda başarı en önemli kriterdir ve o kriterlere uymayan veya uygulamayanlara gereğini yapar.
    Günümüz modern dünyasında, Türkiye'de olduğu gibi bütün spor teşkilatlarının özetle ana görevi budur.
    Ancak, bizde "Özerklik yanlış anlaşıldı ve bir yerde ayar kaçtı. Özerkliğin, gerçek anlamda özelliğini ve güzelliğini tam anlamıyla kavrayamamamız nedeniyle acil müdahaleyi gerektiren durumlar var gibi görünüyor.
    Tam bir ifrat ve tefrit tablosu var karşımızda…Bir dönem kırtasiye malzemesi alabilmek için genel müdürden imza bekleyen federasyon başkanlarına şimdilerde alabildiğine serbestlik mi tanındı, spor teşkilatı "ne haliniz varsa görün" mü dedi?
    Güreş Federasyonu'nun, Judo Federasyonu'nun seçimlerinin mahkemelerce iptal edildiğine, birçok federasyonun da emsal göstererek mahkemelere başvurduğuna bakınca durum ciddi ve vahim… Sporun meselelerini mahkemeler çözmeye başlarsa, bu işin sonunda 'Hangi federasyona ne kadar bütçe verileceği' konusu bile hakimlerin karşısına gidebilir.
    Eyvah ki eyvah…

    KULÜPLER HASTA VE YASA HALA RAFTA
    Yukarıda Türk sporunun yapısal yönetiminin dünyanın en gelişmiş ülkelerinden farklı bir tarafı yoktur dedik; sözümüzün arkasındayız. Bizim onlardan farklı olarak önemli bir avantajımız da var; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gibi sporu bilen, bildiği gibi de ilgilenen bir ülke liderine sahibiz biz…

    ŞEHİRLER DONATILDI
    Şehirlerimiz prestij kazandıran, marka değerini artıran modern spor tesisleri, havuzlar, salonlar, stadyumlarla donatılmaya devam ediyor. Ancak federasyonlarımız sanki ezberletilmiş gibi her türlü etkinliği birkaç şehrin dışına çıkarmamaya adeta yemin etmişler.
    Durum böyle iken, bakıyorsunuz Türkiye Kupası'nın finalini Diyarbakırlılar'a Cumhurbaşkanımız hediye ediyor, çok da iyi yapıyor. İşte, bahsettiğimiz avantajlı durumdan sadece bir örnek…

    ŞİFA BELLİ AMA...
    Bizim dünyadaki diğer ülkelerden ikinci farkımız ve dezavantajımız ise Şampiyonlar Ligi çeyrek finali oynayan Beşiktaş Spor Kulübü'nün hala Kanarya Sevenler Derneği'nin yasalarıyla yönetiliyor oluşu… Kulüpler hasta ve yasa hala rafta… Türk sporu ve kulüplerimiz için şifa belli ama bi'türlü son vuruşu yapıp Kulüpler Yasası'nı çıkarmıyoruz.
    İçinden çıkamıyor ama yine de çı-kar-mı-yo-ruz.
    Hayret ki ne hayret!..

    BİZE ULAŞIN