Web Sürümüne Geç

    Savcılar göreve!

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Fenerbahçe'de seçilmiş birinin yabancı bir teknik adamı tehdit etmesi affedilemez Daum'un iddiası mutlaka araştırılmalı, doğru ise yapanlar hemen istifa etmelidir!..

    Fenerbahçe'deki herhangi bir görevlinin, yabancı bir teknik adamı tehdit etmesi rezalettir. Bunu seçilmişlerden birinin yapması ise affedilemez bir tavırdır. Bu nedenle Daum, Türkiye'ye iner inmez söylediklerinin, iddia ettiklerinin arkası araştırılmalı, Cumhuriyet Savcıları, hemen ifadesini almalı ve gerekeni yapmalılar. Eğer bu iddialar vücut kazanırsa, bunu yapanlar da hemen istifa etmeliler. Burası Atatürk'ün kulübüdür. Cumhuriyet'in beşiği. Fenerbahçe sözüne sadıktır. Bir teknik adamı beğenmeyebilir. Anlaşamazsa gönderir. İmzasının arkasında durarak. Eğer bunu yapamıyorsa, bu imzayı attıranları gönderir, yine hak sahibine 'hakkını' ödeyerek. Cumhuriyet'i, cemaat mantığıyla yönetenlerin böyle bir davranış içine girmesini, Daum'un sözlerini ilk duyduğumuzda neden yadırgamadığımızı düşününce, gerçek dehşeti fark ettim. Başkan Yıldırım'ın veya diğer yöneticilerin muhabir arkadaşlarımızı, kulüp çalışanlarını, futbolcuları veya diğer kulüp yöneticilerini bu tarz uyarılarını duyduğumuzda "Şekerdendir" gibi gerekçelerle aklımızda yumuşatıyorduk. Ama "Senin ve ailenin güvenliğini garanti edemeyiz" demek, ne demek? Böyle bir hitap, Fenerbahçe'yi yönetenlerin ağzına yakışır mı? Bırakın söylenmesini, düşünülmesi bile kaygılıdır. Daum'un 8 milyon euro'sunu bu kulüp öder, bu borcu yaratanların arkasını temizler. Ama bu davranışların izini silmek hiç kolay değil. Bazıları hadlerini fena halde aşmış demek ki!..

    STOCH TAM İSABET
    Serhat Akın ve Tuncay Şanlı gittikten sonra, Fenerbahçe oyuna tempo getirecek, rakip defansın arkasına koşu yapacak bir oyuncunun eksikliğini çok hissetti. Üç şampiyonluğa mal oldu belki de bu ihmal. Miroslav Stoch, ters ayaklı açık oyuncusu. Topla katediyor, adam eksiltiyor, sırt koşuları yapıyor. Enine değil, direkt oynamayı seviyor. Yıllardır orta sahayı geçmeyi kırk kere düşünen bir takımı ileriye çekip taşıyacak stile sahip. Hem 4-2-3-1'de, hem de klasik 4-4-2'de sıkıntı yaratmaz. Semih-Alex ikilisiyle birlikte çok etkili oynayacağı gibi, forveti üçleyecek sağ kanat oyuncusuna da uzun ortalarla fırsat yaratabilir. Forma satmak veya hava atmak için yapılan transferlerin ardından, Aykut Kocaman'ın planlarıyla yola çıkmanın avantajı bu. Hakan Bilal Kutlualp ve Mahmut Uslu'dan sonra, Cihan Kamer gibi bir transfer dehasının ortaya çıkması da Fenerbahçeliler'in önemli kazancıdır.

    ÖMER ÜRÜNDÜL
    Medya denetleme memurluğu yapan ciddi bir gazetemizin yazarı, Ömer Üründül'ün Dünya Kupası maçları sırasındaki yorumlarını eleştirmiş. Bir izleyici olarak herkesin hakkıdır beğenmek veya beğenmemek. Ama bu bakış açısını argümanlarla süsleyip nedenleştirirken, biraz da araya insaf katmanız lazım. Arkadaş, Üründül'ün "Ne maç be" demesine takılmış. Vay anasına... Muhtemel entel kardeşimiz, herhalde Premier Lig maçlarını izliyordur. Güzel bir şut veya gol sonrasında İngilizler'in "What a goal" dediklerini duyuyordur yine muhtemelen. Bizim jargonla "Ne gol be" diyor, elin spikeri. Hem de bağıra bağıra. Ömer Üründül bu ünlemi samimiyetiyle kullandığında, "TRT'nin yorumcusuna bak" diye eleştiriyor, bizim kulağı kesik. Ben keyifle dinliyorum Ömer ağabeyi. "Bakın ben ne iyi bir teknik direktörüm" mesajını vermek gibi bir niyeti olmadığını hemen anlıyorsunuz yorumlarında. Ya da "Bu işi sahadan gelenler bilir" ukalalığından arınmış, sade ve içten kelimeleri de duyuyorsunuz. Bu arkadaşlara "kuş kondurucular" lazım. Kenarda ısınan futbolcuyu görüp, "Oyuna şu alınmalı" diyen ve 5 dakika sonraki muhtemel değişikliği bildiği için "helal olsun" kategorisine girenler makbul olmalı.

    Q7 NE YAPAR?
    Beşiktaş yönetimi çok önemli bir oyuncuyu aldı. Quaresma, üst düzey bir yetenek. Kendisini takıma konsantre ettiğinde, rakip kim olursa olsun dengeleri alt üst eden yapıda. Ama birçok yıldız gibi sorunlu. Egosunu tatmin etmek gerekiyor. Porto'da yıldızdı. Çünkü bir tek o vardı. Her şey onun içindi. Büyük takımlara gittiğinde ise olmadı çünkü onun gibi birçok oyuncu vardı. Galatasaray'ın Lincoln ile yaşadıklarının benzerinin olması mümkün bu transferde. Ama Quaresma kendini tek hisseder ve bu egosuyla, aynı Sergen Yalçın'da olduğu gibi yönetilirse Beşiktaş'ı çok farklı yapar.







    BİZE ULAŞIN