Web Sürümüne Geç

    Play-off barışı

    Gürcan Bilgiç Gürcan Bilgiç

    Bir anda hayatımıza giren play-off olmasaydı tartışma bitmezdi Hatta zirveden uzaklaşan takımlarda hocalar yollanırdı

    Herkes "ucube" diyor playoff sistemine. Doğrudur.
    Sayılı ülkelerde, özellikle de takım sayısının az, rekabetin düşük olanlarda var. Bu sene zorunluluk eseri olarak hayatımıza girdi.
    Sorgulayamadık. İşleri iyi gidenler (Galatasaray), puan farkı iyice açılınca sistemi daha da yüksek sesle eleştirmeye başladı. Diğerleri (Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor) ağızlarını açmıyor.
    Hakem hataları diz boyunu aştı.
    Birer birer yakıyorlar takımları.
    Standartlar yine şaştı. Örneğin geçmişin en büyük komplo teorilerindendi. "Büyük takımın bir hafta sonraki rakibi, hırpalanır, sınırdaki oyuncuları da kartlardan nasibini alır."
    Galatasaray maçından önce saçma bir sarı kartla Fernandes'i kaybetti Beşiktaş.
    Galatasaray'ın sonraki rakibi Sivas'ın ise iki oyuncusu kırmızıları gördü.
    Antalya maçı öncesinde rakibin en iyi oyuncusu transfer edildi.
    Bakın medyaya, demeçlere veya yorumlara birkaç kelime bulursunuz. Bunun nedeni; playoff barışıdır. Çünkü iddialar sürdükçe, gerilimler azalıyor. "Nasıl olsa play-off var" denilerek öfkeler törpüleniyor.
    Hakemler baskı altında değil.
    Kararlarını verirken çok düşünmüyorlar. Teknik direktörler de bu "light" ortamda, hep alternatiflerini olduğunu bilerek rahatlar.
    Taraftar protestosu sadece oyuna…Yoksa normal statü geçerli olsa Trabzonspor'da ne Sadri başkan kalırdı bu saate kadar ne de Şenol hoca… Lig haftalar önce bitmişti, "hedef kupa" olarak belirlenmişti bile. Şimdi ise hâlâ plan yapma şansları var. Orta sırayı garantileyen takımlar, şampiyonluk adaylarına veya düşme hattındakilere "kolaylık" sağlamıyor artık. İlk dört umudunu birçoğu taşıyor, sonrasında kendi aralarında yine mücadele edecekler. Hedef varsa "kıyak" yok.Bu ortamı, play-off karşıtları bir daha düşünsünler derim.

    FENERBAHÇE'DE GÖREV BİTMEZ
    Fenerbahçe kulüp olarak zor günler yaşıyor. Maddi sorunlar arttı. Yönetim, çıkışı tahvil satmakta buldu.
    Anlatılanlara göre alanların hem kulüplerine katkı sağlayacakları, hem de bankalara ödenecek faizlere ortak olacakları bir girişim bu.
    Ali Koç ve Cihan Kamer en küçük taraftara hitap edebilmek adına, en düşük bedeli 100 lira olarak tuttuklarını söylediler.
    Geçmişin savurganlıklarının hesabını düşünmeden, kulüplerinin yaşaması ve iddiasını sürdürmesi adına Fenerbahçe taraftarı bu hamleyi bir görev olarak algılar umarım.
    Önemli olan Fenerbahçe'nin baki kalması.

    SİYAH-BEYAZ MHK
    Yıldırım Demirören Beşiktaş başkanlığını bıraktı, Federasyon'un başına geçti.
    Kariyerinde videolu toplantılar ile hakem hatalarından şikayetçi olduğunu hatırlayarak… Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanını Zekeriya Alp'in Beşiktaş'ın efsanevi oyuncusu, Yardımcısı Yüksel Okçuoğlu'nun da Beşiktaş kongre üyesi olduğunu bilerek… Bundan sonraki maçlarda Carvalhal'in hakem şikayetlerini merakla takip edeceğim.
    Sakın bunların "lehte" olacağını söylediğimi sanmayın. Bu isimler özellikle Beşiktaş lehine hata yapılmaması için hakemlerini uyaracaklardır.
    Öyle karakterli insanlardır ve bu töhmeti asla istemezler.
    Bu yüzden, Beşiktaş iyi de olsa kötü de olsa artık hakemin düdüğünün ucundadır.

    KOCAMAN İPİ TUTAMIYOR
    Aykut Kocaman'ın geçen sezon başında göreve gelmesi, takımın ruhunu değiştirmesi, kadronun mücadeleci oyuna dönmeye başlamasının en önemli nedeni; iplerin teknik adamın eline geçmesiydi.
    Başka bir kulüpte yapamayacakları sözleşmeleri oyuncular kaybetmek istemiyordu. Başkan Aziz Yıldırım, Kocaman'ın arkasında duruyordu ve hakimiyet; futbolculardan alınıp, olması gereken yere geri dönmüştü.
    Aylardır sahadaki "sorumsuzluktan" ve "boş vermişlikten" şikayet ediyoruz.
    Aykut Kocaman'ı da bunu önlemediği, tedbir almadığı için eleştiriyoruz. Fakat anladık ki, artık ipin ucu yeniden sahip değiştirmiş.
    Sözleşmeler var ama ödemeler yok.
    Dolayısı ile, performans için hesap sormaya kalkana verilecek bir cevap var.
    Bu yüzden hizaya getirme gücünü kaybetmiş gibi görünüyor Aykut hoca… "Param yok, pulum yok" şarkıları ile idman yapıp, şampiyon olmuştu Galatasaray takımı.
    Üstelik iki kez de kaybetmişlerdi Fenerbahçe'ye… Oradaki formül ağabeylerdi.
    Onlar toparladılar herkesi.
    Bu durumda ne diyelim artık?
    Yarası olan gocunsun…

    BİZE ULAŞIN