Hamit ve takım ruhu

2008 Avrupa Şampiyonası öncesi Fatih Terim teknik patrondu ve Halil'in listesinde yeri yoktu. Kapıyı gösterdi. İkizi Hamit kadrodaydı ve teknik patronun kararına saygı duydu. Bugün aynı ülke sınırları içinde bir kez daha ama farklı takımların başarısı için ter dökecekler. Futbolun takımdaşlık, omuzdaşlık, ekip ruhu, arkadaşlık, kardeşlik duygularıyla kurulduğuna inandırdım kendimi. Hep böyle düşündüm dahası. Gerisi paranın hükümranlığına kalmıştır.
Tamam; "Onların parası varsa bizim de ruhumuz var!" Ve futbol artık paranın döndüğü bir arena... Ama Hamit'in 2008 Avrupa Şampiyonası maçlarında ortaya koyduklarının değeri bence bugünkü ortamda dönen paradan daha önemli ve daha fazla. Hamit'in sahada ortaya koyduğu değer tartışmasız bir ruh halinin yansımasıdır. Başka hiçbir şeyin değil.

Hep birlikte göreceğiz
Bugün Real Madrid'e transferinin lüzumsuzluğuna ve adının yanında telaffuz edilen paranın miktarına takılıp kalmış durumdayız.
İyi ama Hamit, Real'in oyuncusuydu ve İspanya'ya oradan ülkesine yönelen adımlarının ardında tesadüflerin olduğunu söylemek emek bilmezlik göstergesidir. Nasıl doğru bir tercih olduğunu göreceğiz.
Burak'ın -ya da diğer oyuncuların- transferindeki gariplik!
Üzerine konuşmak da bizim futbol tarihinin transfer gariplikleri üzerine bilgisizliğimizden kaynaklanıyor. Bu özel dönemde hangi takımların birbirlerine neler yaptıkları ayrı bir dosya konusudur.
Galatasaray bu senenin -defansındaki savaşçılığı, orta sahasındaki üretici oyuncu çokluğu ilerideki çapa zenginliği ile- en verimli takımıdır. Hem de futbolun bütün taktik oyunlarının ruhunu okşayacak denli iyi oyunculardan kurulu bir takım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN