Web Sürümüne Geç

    Dil, dilek, örnek...

    Futbol dünyasının, yayın geliri, forma satışı ve diğer gelirleri en yüksek 2. kulübü Manchester United'ın 1 milyar 75 milyon dolar borcu olduğunu okuyunca şaşıp kaldık. Kulübün ABD'li sahibi Malcolm Glazer'in kişisel serveti ise bunun 2 katı. Sadık Manchester United taraftar grubu Red Knights (Kızıl Şövalyeler) durumdan rahatsız ve kulübün bir şekilde toplanacak paralarla Amerikalı'dan geri alınması için çalışma başlattılar. ManU hiç değilse her türlü saha başarısının, kupanın sahibi son yıllarda. Yüklü borcuna rağmen "UEFA Şampiyonluğu" gururunu taşıyan Galatasaray gibi yani. Peki ya dünyanın parasını harcayıp elde var sıfır olanlar? Kızıl Şövalyeler'in tedirginliği Trabzonspor'daki 31 Aralık 2000 öncesi havayı hatırlattı bana. Dönemin başkanının sıfır başarı ile yaptığı dev borç ve kurumun tümden yozlaşması "Derin Trabzonspor" ya da "1 Nolu Sandık" tarafından aynı kaygıyla karşılanmış ve çok önemli bir seçim süreci yaşanmıştı Trabzon'da. Sonrasında büyük bir dayanışmayla irili ufaklık toplanan paralar, hukuk mücadeleleri ve kimliğini yeniden kazanan bir kurum. Nasıl günler olduğunu sorarak ve okuyarak çok iyi öğrenmeli genç Trabzonsporlular. Büyük destekle göreve gelip 100 milyonluk borçla sıfır başarı elde eden Şener ve arkadaşlarının hem o günleri çok iyi analiz etmeleri (ki dönemin baş aktörlerinden biri halen asbaşkandır) hem de söz konusu haberi iyi okumaları gerekir. Bir de mümkün olduğu kadar az konuşmaları.

    Bursa örnek alınmalı
    Sadri başkan,
    beyefendi adam, deneyimi, havası da fena değil. Ancak makamının gerektirdiği söyleme bir türlü ulaşamayan bir tipleme sergilemekte. Hafta içinde Diyarbakır-Bursa olayından hareketle başlayıp "Ben olamazsam Bursa olsun"a varan dil ürünüyle bir kez daha tepki aldı. Bir kere, sayın başkanın yukarıda sözünü ettiğimiz dönemin başkanı gibi sürekli birinci tekil şahıs formunda konuşması itici ve yersiz. İkincisi, futbol ağırlıklı bir kulübün en üst yetkilisi olarak futbol hakkında sürekli bilgiden uzak ve hatalı demeçler vermesi hep negatif puan. İlk transfer sezonunda harcanan milyonlarca lira sonrasında, verim konusundaki açıklar ve pilot takıma gönderilen kamyonla para ödenmiş minibüs dolusu oyuncu ortadayken ikinci sezonda da hata üstüne hata yapılması çok üzücü. Başkanın, disiplinsizliğini futbola en uzak vatandaşın bile bildiği Tjikuzu'nun 1 milyondan fazla bonservis bedeli ödedikten sonra bedavaya kiraya verilmesi sonrasında "Bilseydim almazdım, demek ki iyi araştırmamışız" demesi ise trajikomik. Trabzonspor taraftarı ise başkanla hemfikir değil. Biz olamazsak kimse şampiyon olmasın diyor onlar. Ancak ortadaki gerçeği de kabul etmek gerek. Doğru hoca, doğru kaleci seçimi, altyapı verimliliği ve inançla hedefe ilerleyen bir Bursaspor var ligde. Büyük bir sürpriz olmazsa şampiyonluğa ulaşacaklar. Tıpkı yetmişlerin Trabzon'u gibi. Trabzonspor'un hiç değilse, o havayı çok iyi bilen Güneş şansını kullanması, emsal olduğu Bursa'yı örnek almasını dileyelim. Bu dileğimizin, başkanın söylemi için tuttuğumuzun tersine, bu kez gerçekleşmesi için de dua edelim.
    BİZE ULAŞIN