Şener ne yapabilirdi?

S
adri Şener'in 3 Temmuz'dan bu yana çektiği çileye bakıyorum da, aslında hiç hak etmiyor. Teşvikle alakası olmayan konuşmalar nedeniyle, belki de denge unsuru olarak sabahın köründe gözaltına alındı, adı iddianameye kondu, önceki TFF yönetimi tarafından abanın altından sopayla tehdit edildi. Dürüst ve kibar adamdı, katlandı.
Gelelim son federasyon seçimine.
Önceki pazar gecesi Artı Futbol'da "Seçime tek aday olarak girer" dediğim konuma geldi son 24 saatte Demirören.
Pazartesi akşamı TV'lerde aday sayısı açıklandığında "21 yazılır 'bir' okunur" demiştim, yanılmadım. Şener'in aslında içine sindiremediği Demirören'e son günlerde destek vermesi de bir çeşit zaruretten kaynaklanıyordu.
Kimin kazanacağı belliydi, Şener'e göre başka seçenek yoktu. Genel kurula katılanların "Bugüne kadar bunun gibi, hiçbir eleştiri cümlesi geçmeyen bir kongre görmemiştik" demeleri her şeyi ortaya koyuyor zaten.
Sadri bey ilk günden beri hep aynı şeyi söyledi: "Kitapta ne yazıyorsa uygulansın."
Ancak bu ne Kulüpler Birliği'ni oluşturan ve spor ahlakına bakışları bizden çok farklı olan bir dolu insanın ne de futbol bütçesinden beslenen yaygın medyanın kabul edeceği bir görüştü. Çok yalnız kaldı
Sadri bey. Tıpkı medyada temiz futbolu savunanların yalnızlığı gibi.
Trabzonspor taraftarı da ilk günden beri aynı şeyi söyledi: "Kurallar uygulansın, kim bulaştıysa cezasını çeksin. Bizden bu işe giren varsa bırakın onların peşinden gitmek Trabzon sınırlarına sokmamayı görev biliriz." Etik Kurulu raporu ve başta UEFA'nın yaklaşımı olmak üzere diğer gelişmeler Trabzonspor'un temizliğini teyit edince de sevinip kupalarını istediler. Analarının ak sütü gibi helâl kupalarını.
Bugün Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile Trabzonspor'un cefakâr, vefakâr taraftarı karşı karşıya. İkisi de temiz, ikisi de kendince haklı.
Taraftar Sadri beyden "Ben bu kirli düzenin adamı değilim, bizim camiamız bu bozuk düzenin elemanı değil" deyip rest çekmesini bekledi, Trabzonspor'un temel değerlerini referans göstererek. Ona hitaben "Bizler, hak ettiğimiz şampiyonluk kupasının teslim edileceğini bilsek bile, Türk futbolunun her bir köşesini tutmuş, damarlarına kadar nüfuz etmiş bütün ahlaksız figürleri reddediyoruz!" dedi internet sitelerinden. En saygıdeğer duruşudur sürecin. Başkan ise icracı sorumluluğuyla belki de yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalıştığını düşündü, kurumunu yalnızlaşmadan koruma içgüdüsüyle. Kim bilir belki de büyük baskılar gördü etraftan.
Takdir ediyorum ki çok zor durumdur bugün gelinen. Etik Kurulu raporu elinde olduğu halde sürekli görev ihmali yaparak ceza ve kupa uygulamasını geciktiren, şimdi de bu ihmali netleştirerek ceza davasının sonucunu bekleyeceğiz diyebilen federasyon yetkilileri hâkim bu âleme. Şener'in çok yorulduğunu görüyorum, ancak pes ettiğini düşünmüyorum.
Başkan Şener'in"Fener'le aramızda kan davalık sorun yok" sözünü doğru ve yapıcı buluyorum. Ancak şunu açıkça söyleyeyim ki, ben Trabzonspor başkanı olsaydım baştan beri genel yaklaşımım Şener'le çok farklılıklar gösterirdi. Federasyon seçiminden önce de sadece kupa değil, temiz futbol adına önemli sözler söyleyip tarihe not düşmeyi tercih ederdim.
Dahası, salonda oturduğum yere dikkat ederdim, o yer önceden belliyse de gereğini yapardım, hiçbir gazete de o saçma sapan diyalog haberini yapamazdı. Bu bir hayata bakış meselesidir, tıpkı "Biz Trabzonspor'u temiz futbol anlayışı ve güçlülerin iktidarına karşı sevdik" diyen milyonlarca taraftarın alkışlanacak yaklaşımı gibi.
Gelinen noktada elbette taraftar daha haklı görünüyor, ancak Sadri beyi de herhalde bir dinlemek lazımdır, bu kadar ağır eleştirmeden önce…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN