12 Kasım 2010 | Cuma

Çok bilen adam

Verdiği sözleri tutamayan, kurduğu takımın Avrupa enkazı haline dönüşmesini seyreden Aziz Yıldırım'ı önceki gün televizyonda izledim. Öncelikle her şeyi bildiği için futboldaki doktorasını istedi. Yanındakiler verecekti ama onların ellerinden gelen, ortama uyum sağlamak.

***

Aziz Yıldırım,"Ben her şeyi bilirim" dedi. Beton da atar, futbolun kitabını da yazar. Her şeyi bildiği için, soyunma odasına girme hakkı da mevcut. Bu demektir ki... Daum gibi, Aykut Kocaman gibi hocalar, onun soyunma odasına girmesine sesini bile çıkartamaz. Bu açıklamalardan sonra, kadroyu kimin kurduğunu da merak ediyor insan.
***

Yıldırım'a "Soyunma odasına girecek kadar dikta başkanlık, dünyanın hangi ülkesinde vardır?" diye sorsanız, bunu da bilir. Sadece Türkiye'de... Baktım da... 3 yıl üst üste şampiyonluk masalından çıt çıkmadı da, "Fenerbahçeli olmak ayrıcalıktır" derken, uçma hakkını kullanmak istedi. Böyle bir programa katılmakla, her hakkı mahfuzdu zaten. Bilica'yı Fenerbahçe formasına yakıştıran bir adamın, bir bildiği vardır elbet. Ve kendi günahlarını taraftara yükledi. "Bursaspor maçında 2-1 öndeyken Güiza ıslıklanmasa, Fenerbahçe şampiyondu!" Yoo, taraftar sakın ola kızmasın. Kendisine biat etmediği için Zico'yu yolcu eden, Güiza gibi birinden transfer kazığı yiyen çok bilen biri, şampiyonluğun nasıl kaçtığını mı bilmeyecek? Taraftar olmasa hakemler!
***

Bir tane genç futbolcu üretememiş, varsın olsun. Nasılsa çok bilenin parası çoktur, istediğini alır. Bütçeyi bilmem kaç milyon dolara çıkarmakla, Fenerbahçe'yi Avrupa'da yoldan çıkarmak arasındaki çelişkiyi sormayın. Cevabını bilir ama veremez!
***

Aziz Yıldırım çok biliyor. Her şeyi biliyor. En iyi tarafı da bildiklerini kullardan saklamıyor. O yüzden şaka gibi geliyor insanlara. İşin en kötü yanı, Fenerbahçe her şeyi bilen bir adamın kurbanı oluyor. Çünkü bildiğini zannedenler, bilmeyenlerden çok daha tehlikelidir.

* * *
ŞENOL GÜNEŞ
Sürgüne gönderdik, yüzünün akıyla döndü. Sancılara kilitledik, anahtarını denizin dibinden çıkardı. Şimdi kendisine yapılan yanlışları hafızasından silmiş de, doğrularıyla yeniden hizaya getiriyor sistemi. Onunki ertelenmiş bir gösteri. Yiğitçe ve duygusal...
***

Sevdası mavi, davası bordo. Suyunu bilgiden alan Trabzon değirmeni. Neresinden bakarsanız bakın, bir zarafet müptelası. O yüzden, kalabalıklarda bile tenha bir duruşu var. Üretmenin tadını biliyor. Bilgiye aç, yenilikçi. Sevdasından takım, varlığından liderlik üreten bir teknik adam değil sadece. Namuslu, yürekli bir adam.
***

Şenol Güneş'in her maçtan sonra söylemlerine bakıyorum da, sadece gerçekleri aktarıyor. Onun ruhundaki sükunet, futbolculara aşılanmış sevginin dışa vurumu. Onda kesintisiz adalet var, katıksız sevgi. Görevi devraldığı günden bu yana, hedefleri baştan çıkarmasının bir sırrı varsa. Hayallerinin selamı var.
Gerçekleri de gözlerinden öpüyor.

* * *
ÇARŞI' YA KARŞI DEĞİLİM
Kendi lehine, üstelik son dakikada verilen penaltı için hakemi protesto eden taraftar... Dünyanın en özel taraftarıdır.
Çarşı'nın bu inceliğine karşı değilim.

* * *
NEFES NEFESE
Menajerlik, ülke futbolunun foseptik çukuru haline geldiyse. Ve bu konuda atılması gereken adımlar, yeni atılıyorsa.
Ortalıktaki kokunun vebalini yüklenecek olanlar da, sadece ele geçen menajerler değil.
Sistemin ve büyük kulüplerin içindeki menajerleri de hesaba katmak gerekiyor. Çünkü bazı futbolcular menajerlerinin uzantısıdır! Onlar takımların içinde futbolcu bağlamakta, menajerinin ahlaksız kolu olarak, kulüplerin içinde iş bitirmektedir.
Onları korumaya almaya, ya da görmezden gelmeye kimsenin hakkı yok.
Futbolun da, adaletin de böyle bir lüksü yok. Tabii, bazı menajerlerin nefesleri, önemli beylerin nefeslerine karışmıyorsa!

* * *
AĞLAMAK YAKIŞMIYOR
Schuster, kendi hatalarını örtbas etmenin en kolay yoluna sapmış. "Golümüz verilmiyor, faullerimiz çalınmıyor."
Oynanan futbol içler acısı. Bazı futbolcuların bırakın forma giymeyi, o stadın çevresinde dolaştırılması bile futbol ruhuna aykırı.
İsim mi istiyorsunuz.
Nihat Kahveci...
Schuster ne zaman sızlansa...
Onun hayalimdeki posterini biraz daha yakıyorum.
Benim tanıdığım ve hayran olduğum Schuster, böyle çaresiz ve sinirleri gevşek biri değildi.
Çünkü kullandığı kelimelerin içinde çok sayıda "ıslak harf "var!
Ağlamak ona yakışmıyor.

* * *
BİLGİLİ KARINCA İSTİYORUZ
Futbol izleme zevkimiz vardı.
Mahvettiler. Her kanalda ikili azap.
Baktım da, Milliyet Gazetesi sadece Hakan Şükür'e yüklenmiş.
Niye? Lig TV'nin maç spikerleri, mesai arkadaşları mı?
Her maçta onların azabını çekmeye, boş gevezelikleri dinlemeye mecbur muyuz?
Bizleri bunlara niye mahkum ediyorlar?
Çirkin gevezelik birikintisi, sel olmuş evlerimize akıyor.
Sudan sebeplerle ekranda tartışma ortamı yaratanlar, önce bunları tartışsınlar. Naklen yayınlarda geveze iki ağustos böceği yerine, bilgili bir karınca bize yeter.

* * *
HAFTALIK
Fenerbahçe forveti Süper Lig'de oynuyorsa....
Savunma herhalde Bank Asya'da.

* * *
Galatasaray'daki berbat sonuç.
Adnan Polat rejiminin bedelidir.
Adnan Sezgin'le birlikte, kendilerini takımın sahibi zannedenlerin.

* * *
Bülent Uygun'a Eskişehir taraftarının veremediği cezayı, menajerlik sabıkası verdi. "İlahi adalet!"

* * *
Kupa maçlarında bile riske girmeyen paragöz teknik adamlara, genç futbol üretimi için prim vaat edilsin.

* * *
Menajer futbolcuların geçen sezon sonu maçlarına da bir bakın.
Lütfen, rica ediyorum.

* * *
Ali Tandoğan için bir dakikalık saygı duruşu talep ediyorum.

* * *
Fenerbahçe yine transfere sığınıyor.
Aykut Kocaman'ı yaşatmak adına, Fenerbahçe'nin geleceğini öldürmek sorun değil.


* * *
Sadece güzel diye içi boş kadınları ekranlara dolduranlar. Fizik yerine biraz da kültür hesabı
yapsalar diyorum. Maksat sporsa tabii...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor