Web Sürümüne Geç

    Daum'un adaleti!

    Pişmiş aşa su katmak, galibiyetin keyfini kaçırmak değil amacım ama bir gerçekle de yüzleşmek lazım... Daum'un adaletiyle... Geçen hafta Kasımpaşa maçında sahanın en iyisi kimdi? Liderliği de getiren golü atan Bekir... Sahanın en kötüsü kimdi? Tartışmasız, gol vuruşu özürlü Güiza. Eskişehir kadrosuna bakıyoruz; Bekir'in yerinde Bilica var, "Dokunulmaz Adam" Güiza ise aynı zırhıyla sahada... Bu nasıl adalet? Bir başka söyleyişle Bekir, Semih ve Gökhan Ünal kenarda ne bekliyor? Üstelik öyle bir Bilica vardı ki sahada, 'Görevimiz Tehlike' dizisinin baş aktörü. Kendisini Messi sanıyor herhalde. Basit oynamak, topu taca atmak onun kitabında yok. Güiza için yazacaklarımızı bundan önceki yorumlarda yazdığımız için tekrar edip yer kaybetmek istemiyorum. Güiza'ya, Daum79 dakika nasıl dayandı o da ayrı bir konu... Bireysel performanstan genele geçersek, F.Bahçe'nin sabırlı değil, neticeye yönelik baskılı bir felsefeyle oyuna başladığını gözlemledik. Bu bölümde F.Bahçe'nin pozisyon zenginliği yoktu ama oyunu Eskişehir alanına yıkarak, savunmayı hataya zorladı. Alex'in serbest vuruştan attığı gol rakibin savunma inancını yıktı.

    Özer stresi bitirdi
    Çalımbay, 4'lü savunma önüne Doğa'yı yerleştirip, Mehmet Yılmaz, Sezer, Alper ve Koray'dan oluşturduğu ikinci dörtlü setle oyunu tutma düşüncesindeydi. Ancak Alex'in golü planları değiştirirken, maçın çalışkan ismi Özer'in attığı gol hem Fenerbahçe'nin hem de Eskişehirspor'un stresini aldı. Bu dakikadan sonra F.Bahçe geniş alanlar bularak, oyunun hâkimi oldu. F.Bahçe'nin üstün görüntüsünde orta alanın göbeğinde oynayan Emreve Selçuk'un pozitif futbolunun etkisi büyüktü. Alex de Eskişehir karşısında çalışkan, hırslı ve daha efektif bir görüntü verdi. Bu arada tam yeri gelmişken soralım: "Baroni sakat olmasa Daum Selçuk'u oynatır mıydı?" Neyse, yanıtı malum... Özetle ilk 25 dakikada gelen iki gol Fenerbahçe'yi rahatlattı. Bir başka kazanç Emre ve Selçuk'un sarı kart görmemesi oldu.

    BİZE ULAŞIN