Web Sürümüne Geç

    İyi ve güzel!

    Yok, canım bu kadarı da olmaz. Bu konumdaki yöneticiler böyle konuşmaz, bunu yapmaz" diyorsunuz, tanıklıklarınız karşısında. Ama sadece kendinizi kandırıyorsunuz böyle durumlarda. Çünkü kelli-felli adamlar asla misyonlarının farkında değiller ne yazık ki. Yılanın gömleğinden sıyrılması örneği uzaklaşıyorlar sorumluluklarından çoğu zaman maalesef ülkemizde.
    Tanrı aşkına, küme düşme sorununuz yok.
    Avrupa'da mücadele etmek hakkı kazanmak gibi bir kaygınız da bulunmuyor. Üstelik Fenerbahçe ile şampiyonluk yarışı yapmak bir yana, futbolcularınızın parasını bile ödeyemiyorsunuz.
    O halde maçtan 15 gün önceden başlayarak maç saatine kadar sorumsuzca ortamı germenizin Ankaragücü'nün çıkarlarıyla ilgisi nedir, söyler misiniz?
    Sadece Ankaragücü gibi tarihe mal olmuş bir kulübün mazisine sığınıp, Fenerbahçe'nin şöhretini de katık yapmak istiyorsunuz.

    HERKESİ MORARTTILAR
    Tabii, "İmam ve cemaat" hikayesi. Yöneticilerin tavrı doğal olarak her tarafa yansıdı.
    Türbinlerde küfür dinmedi, ev sahibinin futbolcuları ise futbol oynamadı adeta cenk yaptılar sahada. İlhan Parlak gibi beyefendi bir çocuğun Lugano'nun dudağını patlattığını söylersem, vaziyeti anlarsınız her halde.
    Bütün bunlara rağmen dikkatli, arzulu ve mücadeleci oyundan bir an olsun taviz vermedi Fenerbahçe. Haftalar sonra pasif dinlenme hakkını kullanan Alex hariç, etkili olmayan yoktu. Başta Mehmet Topuz olmak üzere canını dişine takarak oynadılar. Kendilerine, birbirlerine güvenmenin, şampiyonluğa inanmanın tablosuydu sanki dün akşam, 19 Mayıs Stadı'ndaki görüntüleri.
    Dolayısıyla dün akşam sezonun en etkili ve güzel futbolunu oynayarak, şampiyonluğa bir adım daha yaklaştı Daum ve öğrencileri. Ve bana sorarsanız iyi ki de böyle oldu.
    Şüphesiz, Fenerbahçe'nin futbolun ve skorun böylesiyle maçı kazanmasının bir diğer önemi de ilizyonla reyting peşinde koşan kesim ve kişileri mosmor etmesidir. Sırf bu nedenle de hem iyi, hem de güzel oldu.

    BİZE ULAŞIN