Web Sürümüne Geç

    Heyecanı kalmadı

    Hıncal Uluç Hıncal Uluç

    Ben yarışı heyecanla seyretmişim, adam çıkmış bayrağını çektirmiş. On sene sonra 'Ben doping yaptım' diye itiraf ediyor. Haydi bütün madalyalar geriye! O zaman ben ne seyrediyorum!.. Kesin çözüm bulmak için biyolojik pasaportu icat ettiler. Düzenli aralarla ve de doping kontrollerinde alınan kanların değerleri sporcunun belgesine yazılıyor. Bekele'nin değerleri de yüksek çıktı

    Atletizmde Bekele'nin dopingli çıkmasının şoku yaşanıyor. Biyolojik pasaportuna bakılarak doping yaptığı sonucuna varıldı. Bekele'nin dopingli çıkması ve Biyolojik pasaport ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
    Güvenilirliği ne kadar?


    Lance Armstrong'a yapılan kontrol sayısı beş yüzün üzerinde... Hepsi negatif yani hepsi temiz. Ama adam geçen hafta içinde Oprah Winfrey ile yaptığı söyleşide doping kullandığını itiraf etti. Neden? Çünkü sen ne kadar dopingi keşfeden teknik icat edersen eczacılık firmaları da o teknikten gizlenecek o kadar fazla doping maddesi yapıyor.
    Doping var mı yok mu; yasaklı maddeyi kanda bulan testlerle başladı. Eczacılık sanayi dopingin izlerini silen ilaçlar yapmaya başladı.
    Onun üzerine uluslararası federasyonlar, dopingi silen ilacı da doping maddesi ilan ettiler. Sileni niye kullanıyorsun? Demek ki 'Yasaklı bir şey aldın' düşüncesiyle...

    DOPİNGİ SİLENİ DE SİLİYOR
    Dopingi silen ilaçta herhangi bir performans arttırıcı bir şey yok ama 'Sen bunu alıyorsan demek ki doping aldın saklıyorsun' diye düşünüp mantıki bir ceza uygulanıyor.
    Ama doping piyasası eczacılıkta milyonlarca dolar. Bunun üzerine eczacılar dopingi silen ilacı da silen ilaç yapıyorlar. Doping ajansları bunu da tespit ediyor o ilacı da listeye alıyorlar. Eczacılar onu da sileni buluyor ve bu böyle sürüp gidiyor. Yani dönüp geçmişe de bakalım, dopingi saklamayı başaran şampiyon, rekortmen...
    Ortaya çıkan rezil!..
    Buna kesin bir çözüm bulmak için biyolojik pasaportu icat ettiler. Biyolojik pasaport şu: Düzenli aralarla ve de doping kontrollerinde alınan kanların değerleri o sporcunun 'Biyolojik pasaport' adı verilen belgesine yazılıyor. Bu değerler takip ediliyor.
    Diyelim ki, atıyorum kafadan, biyolojik pasaportundaki kan değerlerin, ortalama 95'te giderken, Dünya Şampiyonası ya da Olimpiyat tarihinde 145'e çıkıyorsa, 'Gel bakalım' diyorlar.
    Alemitu Bekele'nin Avrupa Şampiyonluğu, o tarihteki kan değerlerinin aşırı yüksek çıkması yüzünden geri alındı.
    Doping raporları temiz ama bu ani kan değeri yükselmesi sonucu 'Sen bir şey yaptın arkadaş' diyorlar. Aynen doping silici ilaç aldığın gibi... O pasaporta göre dopingli olduğuna hükmediyorlar.
    Tabii 'tahmine bağlı ceza' hukukta yok. Hukukta yok ama disiplin cezalarında var. Şikede, dopingde kanaat önemli. Yoksa 'Hoşuma gidiyor bu ilacı almak dopingi siliyor.
    Banane! Benim başımın ağrısını geçirtiyor' der!

    NİYE YARIŞ ÖNCESİ ARTMIŞ!
    Bekele yüksek ve alçak yerlerde çalışmaları nedeniyle değerlerin farklı olmasının normal olduğunu söyleyerek kendini savundu. CAS'a itirazda bulunmaya hazırlanıyor. Bir sonuç alabilir mi?

    Bir şey çıkması zor! Çünkü bu kan değerleri yani 'biyolojik pasaport' denen şey doping yapıcıları engelleyecek en büyük takip merkezi... Marion Jones da tertemiz çıktı biliyorsun yıllarca...
    O da itiraf etti.
    Çünkü doping silici ilaç, doping ama eczacılar doping silici ilacı da silici ilaç yapıyorlar.
    Dopingi alıyor, üstüne doping siliciyi alıyor, onun üzerine doping siliciyi sileni alıyor!
    Hadi yakala bakalım!
    Ama 10 yıllık biyolojik pasaporta bir bakıyorsun ki tam olimpiyat sezonunda kan değerleri zirveye vurmuş. Niye vurmuş? 'Efendim ben yüksek yerde antrenman yapıyorum!' Antrenmanı hep yüksek yerde yapıyorsun. Niye ertesi sene orada değil kan değerlerin de tam olimpiyat senesi, tam Avrupa Şampiyonası senesi, tam Dünya Şampiyonası senesi zirveye vurmuş?
    Aslında daha evvel sana söyledim; sporun tadı kaçtı? Olimpiyatlar beni artık heyecanlandırmıyor, Fransa Bisiklet Turu artık beni heyecanlandırmıyor.
    Adam çıkmış, bayrağını çektirmiş, milli marşları çalmış, ben o yarışı heyecanla seyretmişim.
    On sene sonra adam 'Ben dopingliydim' diye itiraf ediyor! Haydi bütün madalyalar geriye... Ben ne seyrediyorum?
    Usain Bolt'u seyrettiğine emin misin?
    2015'te Oprah'ın karşısına Usain Bolt'un oturmayacağına garanti edecek var mı içinizde?
    Böyle spor seyredilir mi? Ne yapacaksan yapacaksın arkadaş; bir karar alacaksın.
    Madalyayı takıp bayrağı çektiğinde biter artık. Ondan sonra itiraz, araştırma yok ki ben ne seyrettiğimi bileyim.
    Bu açıdan biyolojik pasaport da bir engelleyici olabilir
    1998'de adını sanını bilemediğim bir herif Fransa Turu'nun galibi ilan edildi. Ben bilmiyorum adını sanını her sene takip ederim!
    Çünkü birinci de, ikinci de dopingliymiş.
    Yıllar sonra anlaşılıyor ve Fransa Turu'nun galibiyeti ona veriliyor.
    O Fransa Turu artık heyecanla seyredilir mi! Tadı kaçtı işin...

    MUCİZEVİ BAŞARI
    Haftanın puan kaybeden takımlarından birisi de Beşiktaş'tı.
    Liderlik fırsatı vardı ama Belediye ile berabere kalmaktan kurtulamadı. İki takımı nasıl buldunuz?

    Beşiktaş maddi manevi tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Hani dillere pelesenk 'Enkaz devralmak' diye bir laf vardır. Bu lafın yüzde 100 değil yüzde 1000 gerçek olduğu bir olaydır Beşiktaş...
    Yıldırım Demirören maddi manevi bir enkaz devretti, mükâfatını da Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı ile aldı. 'Sen Beşiktaş'ı böylesine yok ettin, teşekkür ederiz!'
    Böyle bir enkazın içinde bu koşullarda Beşiktaş'ın hâlâ liderlik savaşında olması bir mucizedir.
    Bu mucizeyi yaratanları Fikret Orman'dan Samet Aybaba'sına kadar evvela bir alkışlayacaksın.
    Bu kadar genç bir takım ile oynadığında her türlü sürpriz olur.
    Maçları keyifli, çekişmeli geçiyor. Biraz savunmasında sıkıntısı var gibi... Çünkü çok gol atıyor Beşiktaş... Hatta ligin en golcü takımı şu anda ama bir o kadar da gol yiyor.
    Fatih Terim'in ilan ettiği futbolu aslında Beşiktaş oynuyor da ondan... 'Bizim amacımız yediğimizden fazla atmak ve seyirciye güzel futbol seyrettirmek.' Galatasaray'ın oynadığı futbol da tam tersine attığından fazla yemek üzerine!.. Koridor bir savunma!.. Fatih hocam o koridor savunmayı inatla ve ısrarla oynatıyor.

    İNATLARI YÜZÜNDEN
    O savunmanın bir lideri yok. Galatasaray'ın yediği gollere bak; tesadüf bir şut değilse eğer rakip tarafından hazırlanmış bir golse yüzde 100 kademe hatası var. Niye? Çünkü Galatasaray'da kademeleri yönetecek, 'Sen oraya, sen buraya' diyecek bir lider yok. Bu ne Semih ne Dany!..
    Bunlar zaten kendisi lidere ihtiyacı olan adamlar... Bu işi yapacak tek adam Gökhan Zan; kenarda oturuyor!
    Riera orada koridor; Hakan Balta kenarda oturuyor. Eboue gittiği yerden gelmiyor. Sabri, Hamit sağ bekte düşünülmüyor. Eboue, Türkiye'nin en iyi açık oyuncularından bir tanesi olacakken bekte oynuyor.
    Forvette on misli daha verimli olacakken...
    Fatih Terim'in inatları yüzünden Galatasaray, Eboue, Semih, Dany, Riera dörtlüsüne mahkûm olmuş. Sağdan da koridor, soldan da koridor, her taraftan koridor ve bu koridoru yönetecek, kademeleri kuracak lider yok.
    Ne varsa, Gökhan'dan hoşlanmıyor! 'Cris' diye bir adamı aldı oynattı Gökhan orada otururken!..
    Karabükspor çok iyi gidiyor. Üst üste dört maçından galibiyetle ayrıldı, üstelik de Galatasaray ve Fenerbahçe'den sonra Trabzonspor'u da deplasmanda 3-1 mağlup etmeyi başardı. Artık bir Karabük gerçeğinden söz edilebilir sanırım...
    Karabük iyi top oynuyor arkadaş.
    Üç takımı da 3-1 yenmek muhteşem.
    Kimse 'bir şey' demesin.

    Röportaj: Bülent CAN

    BİZE ULAŞIN