Web Sürümüne Geç

    Bu Liverpool'u eleriz

    En başında ağırlığını koydu taraftar. Bize her yer Trabzon'a Anfield Road'u da kattı. Tiyatro izleyen ev sahibine memleket heyecanını gösterdi.
    İlk on dakika, çeyrek, yarım derken devrenin sonunu bulduk. İki denk takımın mücadelesinden öte bir şey yoktu.
    İşte buydu hayal edilen, ürkmeden, korkmadan, Premier Lig'in tepesine bordo-mavili bayrağı dikmekti hissedilen.
    Ederi fazlaydı rakibin, ettiği bize benziyordu.
    Takım savunması, hücum isteği, saha yerleşmesi aynı kitaptan çıkmış gibiydi.
    Roy Hodgson ile Şenol Güneş'in satranç maçını izliyorduk. Öncelik futbolun iki yönünü oynayanlar üzerineydi. Bu sebepten Alanzinho ve Yattara sonraya saklandı. Umut ve Burak'ın yerinde geri vitesi çalışıyor fakat, ileri doğru ikiye bile çıkmıyordu.

    ÜSTÜMÜZE ÇULLANDILAR
    Arkadan öne doğru her şey iyi gidiyor, iki kenar gol adına hiçbir şey üretmiyordu. Bir bireysel hataya, bir ustalık ürünü harekete kilitlenmişti maç.
    Rakip ceza sahasının oraya kadar her şeyi güzel yaptık da karşıda bir kale olduğunu sadece duran toplarda hatırladık. H Hatayı Serkan yaptı, ustalığı Babel gösterdi.
    Santradan kaptırdığımız topta beş savunma oyuncusu, üç İngiliz'den golü yedi..
    Şenol hocamın hamlesine kalmıştı son devre. Bekledi sevgili hocam. Golden sonrası kabus gibiydi. Üstümüze çullandılar. O en baştan yazdıklarımı yedirdiler.
    İki kenar değişmeliydi. Sıkıştığımız alandan çıkmalıydık. Burak ve Ceyhun fazlmalık gibi duruyordu. Sadece Alanzinho'nun girmesi bile çok şeyi değiştirdi. Engin'i aradı gözlerim. "Jaja girse ne olurdu?" hesabına daldım. "Tek farkı kapatırım" dedi Şenol hocam.
    Avni Aker'in neminde, sıcağında, çiminde, derininde boğarız Liverpool'u.

    BİZE ULAŞIN