Web Sürümüne Geç

    Mesele ölmek değil yeğen... Anlamadın mı?

    F-16 bombalarıyla cesareti sarsılmayan, silahların namlusuna siper olan, Okçular Tepesi'ni bir an bile boş bırakmayan iman dolu yürekler... Gururla anlatacağın yeni bir destanın daha var Türkiyem
    Tarihin akışını değiştiren çok kahraman gördü dünya...
    Ancak 15 Temmuz akşamı şahlanan ruh bir başka, bambaşkaydı.
    Öyle ki; Mehmet Akif'in satırlarındaki şanlı "Bedr'in arslanları" kadar...
    Kadın, erkek tankların önünde etten duvar örüp, şehit olan...
    Gözünü kırpmadan silahların namlusuna siper olan...
    16 yaşındaki yavrusuyla şehadet şerbetini içen, F-16 bombalarıyla dahi cesareti sarsılmayan...
    Jetler havalanmasın diye hasat edeceği tarlasını yakıp, füze kamyonları hareket etmesin diye lastiklerini kesen...
    Kullanmasını bilmediği koca tankı yürütmesini beceren...
    Atlet ve gömleğiyle tankın egzozunu, nevresimle de görüş alanını kapatıp yürütmeyen...
    3 günde 7 milyar doları Türk Lirası'na çeviren...
    'Okçular Tepesi'ni bir an bile boş bırakmayan daha nice nice iman dolu yürekler...

    DARBEDARLARI, DERBEDER EDEN AYAĞININ ALTI ÖPÜLESİ BİR MİLLETİN FERDİ OLMAK
    Ruhunu 'Fetulla...' alçağına satmış, anlı şanlı peygamber ocağımıza sızmış; asker elbisesine gizlenmiş teröristler, dağda eşkiyaya ateş etmesi gerekirken, parasını bizim ödediğimiz helikopter ve uçaklarla yüce Meclisimiz'e, askerimize, polisimize, karakollarımıza, emniyet müdürlüklerimize, uydularımıza saldırdılar. Milli irademizin, insanlarımızın üstünden tanklarla geçtiler. Seçilmiş Cumhurbaşkanını öldürmek için üzerine ölüm timleri gönderdiler.
    Hainliğin ve alçaklığın çıtası, hiç bu kadar yükselmemişti. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı ve hain hesap milletten döndü. Baltayı taşa fena vurdular bu defa...
    Türk milletine kendi silahının namlusunu yöneltmenin, ana ve babaya yöneltmekten farkı olmadığını bilmiyorlardı çünkü...
    Ne yapsalar boştu...
    Hira Dağı'nın evlatları ile Olimpos Dağı'nın çocuklarının savaşında, göklerden gelen bir karar vardı. Bu cesur, vakarlı, özgürlüğünün kıymetini ve direnmesini bilen milletin üzerine güneş yeniden doğdu.
    Onurunu, namusunu, ruhunu başka güçlerin emrine tahsis ve teslim edenler, "Vatan sana canım feda" diyenlerin karşısında sadece 10 saat direnebildi.
    1960'da Menderes ve arkadaşlarını, 1980'de, bir sağdan bir soldan (!) gencecik fidanlarını kurban veren bu millet, yüreğindeki yaraları hala kanayan bir milletti...
    Bu yüzden, kendi oylarıyla seçtiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bu kalleşlere yedirmedi.
    Darbedarları, derbeder eden ayağının altı öpülesi bir milletin ferdiyim ben...
    Allah'ım böyle bir millete mensup olmayı bana nasip ettiğin için sana sonsuz şükürler olsun.
    Şimdi torunlarına gururla anlatacağın yeni bir destanının daha var Türkiye'm!.. Ne kadar övünsen azdır.

    BİZ, MASALLARDAKİ ANKA KUŞUYUZ
    Ucu yabancı güçlerin, üst aklın elinde olan bu kalleş girişimin asıl amacı, her alanda güçlenmeye başlayan, kendi kanatları ile uçmaya başlayan güzel ülkeme bunun bedelini ödetmekti. İstedikleri ağır bedeli halkımızın feraseti, canı pahasına kelle koltukta direnişi sayesinde ödemekten kurtulsak da, altından kalkmakta çok da zorlanmayacağımız bazı bedellerin, ceplerinde beklediği de kesin... Bu nedenle, her alanda olduğu gibi sporda da bazı sıkıntıların bizi beklediğini tahmin etmek zor değil...
    Örneğin; Fenerbahçe'nin Avrupa Kupası'ndaki rakibi Monaco'nun, darbe girişimini bahane ederek İstanbul'da oynayacağı maçı başka bir ülkede oynamak istediğini bildirmesi...
    5 senedir Türkiye'de çalışan Taffarel'in, Galatasaray'la daha bir kaç gün önce yenilediği sözleşmesini fesh ederek ülkemizden ayrılma kararı alması...
    Beşiktaş'ın Alman futbolcusu Gomez'in Türkiye'den gitmek için yine aynı bahaneye sığınması...
    Gördüğümüz ilk örnekler bunlar ve çoğalacaktır .
    Olsun, ödeyeceğimiz bedel bunlar olsun yeter ki...

    Rio'ya gideceklere...
    Allah'ın izniyle, hepsinin altından kalkar, yine sporun her alanında cazip ülke haline gelmeyi başarırız biz... Uluslararası federasyonlarda, dünya ve Avrupa şampiyonaları, Universiade, Akdeniz Oyunları gibi tüm organizasyonlarda, "Türkiye aday olsa da sıkıntısız bir organizasyon geçirsek" diyen ülkeleri ve sporcularını şimdiden duyar gibiyim.
    Bütün bunlar, haliyle ülkesinde darbe girişimi olmuş bir sporcunun uluslararası bir organizasyon veya 10 gün sonraki Rio 2016 Olimpiyatları'nda psikolojisini ve motivasyonunu etkileyecektir.
    Ancak biz de olimpiyat yolundaki sporcularımıza diyoruz ki;
    "Bu travmayı, başarıyla değiş-tokuş etmek elinizde... Tam tersine, ağustosta Rio'da ay-yıldız için yarışırken, bütün bu yaşadıklarımız sizi daha çok kamçılasın ve 1 haftadır gece gündüz sokaklarda dalgalandırdığımız bayrağımızı göndere, adınızı da göklere yükseltin..." Unutmayalım ki;
    Biz, masallardaki Anka kuşuyuz; ölür, ölür küllerimizden yine doğarız.
    Hatta bir ölür, bin doğarız..

    KİMİLERİ ERDEMLE YÜKSELİR, KİMİLERİ GÜNAHLA DÜŞER
    15 Temmuz'daki bu korsan darbe girişimi, aynı zamanda bir turnusol görevi yaptı. Her camia kendi içindeki demokratı, darbe seviciyi, orta yolcuyu tanımış oldu; iş adamından gazetecisine, sanatçısından sporcusuna kadar...
    Provokasyon makinesi olsa da, sosyal medya her kesimin MR'ını çekip önümüze koydu. Spor camiasında da darbesever ve darbesavarların kim olduğunu; kimin ülkesinin ve milletinin yanında, kimin gözünün dışarıda olduğunu görme şansını bulduk bu vesileyle...
    Bir yandan, bazı kulüp yönetimlerinin yaptığı güçlü destek açıklamalarını, Kenan Sofuoğlu, Arda Turan, Işıl Alben, Burak Yılmaz gibi sesinin yettiği kadar haykıranları alkışlarken, diğer taraftan okunan ezanlardan, verilen selâlardan rahatsız olanları da ibretle izledik.

    Golleriyle tarih yazanlar şimdi vatan haini oldu
    Spor Toto eski Teşkilat Başkanı ve Türkiye Motosiklet Federasyonu Başkanı Bekir Yunus Uçar kardeşimizin sosyal medyada "ŞÜKÜRLER OLSUN SANA YARABBİ... Vatanımıza, dinimize, memleketimiz ve milletimize kast edenlere fırsat ve imkân vermediğin, bize BİR olmak, BÜTÜN olmak şuurunu nasip ettiğin ve BU TEHLİKEDEN bizi muhafaza ettiğin için ŞÜKÜR kurbanı kestik" diye duygularını paylaştığı yazıyı okuyunca, bir dönem golleriyle tarih yazanların şimdilerde nasıl bir vatan haini kaçak olarak tarihe yazıldığını da düşünmeden edemedik.
    İstiyor ve diliyoruz ki;
    Ruhunu bir meczuba adamış söz konusu bu şahsın, twitter profilinde hala gururla paylaştığı "Devlet Üstün Hizmet Madalyası" derhal geri alınsın ve bizim vergilerimizden ödenen milletvekili maaşı da hemen kesilsin...

    VATANSIZLIK LİNÇTEN DAHA BÜYÜK BİR CEZA...
    Kenan Sofuoğlu kardeşim, sen de hiç kafana takma... ŞÜKÜRler olsun ki; öyle uzaklardan bakan el o artık bu vatana! Vatansızlık ve gurbet, linçten daha büyük bir ceza...
    Bir kez daha gördük ki; kimileri erdemle yükselir, kimileri günahla düşer!
    Bu güne kadar üyesi olmaktan gurur duyduğum ve bir dönem de yöneticiliğini yaptığım meslek kuruluşumuz Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin tavrı ise başka bir içler acısı durum...
    Derneğin konuyla ilgili olarak, "Ülkemizin yaşamış olduğu üzücü olaylar sebebiyle ödül törenimizi erteliyoruz" şeklinde tek cümlelik bir açıklaması, önümüzdeki günlerde elbette çok ciddi bir şekilde mutlaka sorgulanacaktır.
    Sorgulanmalı!.. Sorgulayacağız...
    BİZE ULAŞIN